“II. ULUSLARARASI BALKAN TÜRKOLOJİSİ BİLGİ ŞÖLENİ” YAPILDI (3-6 EYLÜL 2002, MOSTAR/BOSNA-HERSEK)

     Merkezi Kosova-Prizren şehrinde bulunan ve Prof. Dr. Nimetullah Hafız’la eşi Prof. Dr. Tacida Zupçeviç Hafız’ın kurdukları Balkan Türkoloji Araştırmaları Merkezi (BALTAM)’nin düzenlediği II. Uluslararası Balkan Türkolojisi Bilgi Şöleni (Sempozyumu) 3-6 Eylül 2002 tarihleri arasında Bosna-Hersek Cumhuriyetinin Mostar şehrinde yapıldı. Söz konusu bilgi şölenlerinin ilki 28-30 Eylül 2002 tarihleri arasında Prizren’de düzenlenmişti.

      Bilgi Şöleninin ana konusu; “Balkanlarda Osmanlı Öncesi Döneminde ve Osmanlı Döneminin İlk Yüzyılında Türk Uygarlığının Öteki Balkan Uygarlıklanyla Karşılıklı Etkilenmeler” olmakla beraber Balkan Türkolojisiyle ilgili her konuda bildiri sunma imkânı tanınmıştı.

      T.C. Başbakanlık Türk Tanıtma Fonu, TÜRKSOY ve Türk Kültürüne Hizmet Vakfının maddî desteğiyle düzenlenen bilgi şöleninin açılışı 3 Eylül 2002 günü saat 10.00’da Mostar Halk Tiyatrosunda yapıldı. Açılış töreninde, BALTAM Genel Başkanı Prof. Dr. Nimetullah Hafız, Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tacida Zubçeviç Hafiz, Mostar Valisi, Cemal Biyediç Üniversitesi Rektörü ile Türkiye’den Abant İzzet Baysal Ü. Rektörü Prof. Dr. Yaşar Akbıyık, Eski Çanakkale 18 Mart Ü. Rektörü Prof. Dr. Abdurrahman Güzel ve Atatürk Kültür Merkezi Başkanı Prof. Dr. Taciser Onuk birer konuşma yaptılar. Prof. Onuk, konuşmasında Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile Atatürk Kültür Merkezinin görevlerini, Balkan Türkolojisi ile ilgili çalışmalarını anlattı. Tören, bir Boşnak bestecinin eserlerinin seslendirildiği şan konseriyle son buldu.
Bildirilerin sunulmasına, öğleden sonra 14.00’de Mostar Kültür Merkezinde iki ayrı salonda başlandı ve iki gün devam edildi.

      Zekeriye Kurşun, Prof. Dr. Novak Kilibarda, Prof. Dr. Taciser Onuk, Nail Tan, Doç. Dr. Rasim Özyürek ve Prof. Dr. Lamia Hâdziosmanoviç’in başkanlık yaptığı yedi oturumda şu bildiriler sunulup tartışıldı:

Prof. Dr. İbrahim Tatarlı (Bulgaristan) “Balkanlarda ve Avrupa’da Hun Türkleri Varlığının V.-VI. Yy. Bizans ve
Lâtin Kaynaklan”,
Doç. Dr. Ahmet Gökbel (Türkiye), “Balkanlarda Osmanlı Öncesi Kuman (Kıpçak) Türkleri”,
Prof. Dr. Yaşar Akbıyık (Türkiye), “Âşık Paşazade Tarihine Göre Osmanlı Devletinin Balkanlardaki Fetihleri”,
Harid Fedai (KKTC) “Kıbrıs Adasının 1571 Tarihinde Osmanlılar Tarafından Fethinde Rumeli Beylerinin Katkıları”,
Doç. Dr. Ahmet Şimşirgil (Türkiye) “Yakup Ece, Gazi Fazıl, Hacı Ebeyi ve Lala Şahin Paşanın Rumeli ‘ye Geçişteki Rolleri”,
Prof. Dr. Dusanka Bojanic-Lukac (Yugoslavya) “Sırplar ve Boşnaklarda Sarı Saltuk”,
Doç. Dr. Mehmet Süme (Türkiye) “Yesevî Dervişlerinden Sarı Saltuk’un Balkanların Türkleşip-îslâmlaşmasmdaki Yeri”,
Senad Micijevic (Bosna-Hersek) “Osmanlı Öncesi ve Osmanlı Döneminde Bosna-Hersek”,
Hatidza Car-Drnda (Bosna-Hersek) “Kanunî Sultan Süleyman Döneminde Mastar’da Şehircilik Gelişmelerinin Başlangıcı”,
Ayten Arbel (Türkiye) “XVI. yy’da Ujice”,
Raif Vırmiça (Kosova) “Kukli Mehmet Bey Vakfiyesi”,
Yard. Doç. Dr. Ali Yakıcı (Türkiye) “Balkanlarda Attilâ’ya Bağlı Olarak Gelişen Türk Kültürü”,
Doç. Dr. Erman Artun (Türkiye) “Osmanlının İlk Dönemlerinde Türk ve Balkan Kültürlerinde Etkileşim”,
Prof. Dr. Zekeriye Kurşun (Türkiye) “Balkan Coğrafyasında Osmanlı İstimâlet Politikasına Örnekler”,
Prof. Dr. Cengiz Hakov (Bulgaristan) “Balkanlarda Osmanlı İktidarının İlk Yüzyılında Dinî Hoşgörü”,
Yard. Doç. Dr. Cemal Avcı (Türkiye) “Balkanlara Türk. Göçleri Bağlamında Atatürk’ün Ailesi Üzerine bir Araştırma”,
Yahya Mazhikar (Kosova) “Balkanlarda XI. yüzyılda Kumanlar ve Peçenekler”,
(Dr.) İrfan Ünver Nasrattınoğlu (Türkiye) “Gagavuz Türkl 09/29/2007 Sabri İbrahim Alagöz (Bulgaristan) “Selçuk Türklerinin Dobruca ‘ya Yerleşmesi”,
Prof. Dr. Abdurrahman Güzel (Türkiye) “Türklerin Vidin ‘e Yerleşmesi”,
İsmail Çavuşev (Bulgaristan) “Osmanlı İktidarının ilk Yıllarında Köstendi! Şehri”,
Mahmut İslâmoğlu (KKTC) “Rum-Yunan Kültürlerinde Türk Kültür Öğeleri”,
Doç. Dr. Ayhan Pala (Türkiye) “İlk Devir Osmanlı Resmî Vesikalarında Balkan Ülkeleri Kültürlerinin Tesirleri”,
Ramiza Smajic (Bosna-Hersek) “Sahte-Bilim Düşüncelerinin Geliştiği Alan-Bosna-Hersek Müslümanlarının Yaşayan Geleneğinde Gayrı Müslim İnançlarının İzleri”Mahmut İslâmoğlu,

      Prof. Dr. Abdurrahman Güzel, Prof.Dr. Mirjana Teodosijeviç, Prof. Dr. Erman Artun ve Hayrettin İvgin’in Oturum Başkanlığı yaptığı ikinci salonda şu bildiriler sunulup tartışıldı:

Prof. Dr. Mirjana Teodosijeviç (Yugoslavya) “Sırp Halkında Osmanlı ve Türk Terimlerinin Kullanımı”,
Mr. İbrahim Pasic (Bosna-Hersek) “Ortaçağ Bosna Devleti’nde “Ban” Unvanının Kökeni”,
Prof. Dr. Dzenana Buturovic (Bosna-Hersek) “Boşnak Destanı ve Onun Sözlü Edebiyat Akımlarında Kültürel-Tarihî Alanı”,
Dr. Aisa Alicic-Softic (Bosna-Hersek) Yard. Doç. Dr. Erdoğan Altınkaynak (Türkiye) “Balkan Türk Masallarında Yeraltı Dünyası ve Buna Daya 09/29/2007 Dr. Ahmet Öcal (Türkiye) “Bulgaristan Türk Masalları ile Yozgat Masallarının Karşılaştırılması”,
Prof. Dr. Novak Kilibarda (Karadağ-Crna Gora) “İslâm ile Hristiyan Medeniyetlerinin Destanımsı Yaklaşımında Düğün Mezarlıkları”,
İbrahim Kajan (Bosna-Hersek) “Ölümün Estetiği (Yazı ve Pataren Mezar Taşının İslâm Mezar Taşına Dönüşüm Şekilleri)”,
Hayrettin İvgin (Türkiye) “Âşık Bos-nevî’nin Şiirleri ve Sözünü Ettiği Çağdaş Diğer Ozanlar”,
Prof. Dr. Fehim Nemetak (Bosna-Hersek) “Osmanlı İktidarının İlk Yüzyılında Bosna-Hersek Şairleri”,
Prof. Dr. Kemal Bakarsic (Bosna-Hersek) “Sarayevo’da Balkan Enstitüsünün 1904-1918 Yılları Arasındaki Çalışmaları”,
İsmail Bozkurt (KKTCyKIBATEK Sürecinin Balkan Türkolojisine Katkısı”,
Enisa Zunic (Bosna-Hersek) “Osmanlı Döneminde Kütüphaneler ve Kütüphanecilik, Bosna-Hersek’teki Kütüphanelerin Konumu, Tuzla Kantonu ve Bosna-Hersek’te Kütüphaneciliğin Gelişmesi”,
Prof. Dr. Muhammed Zdralovic (Hırvatistan) “Bosna-Hersek’teki Sefard-Yahu-dilerde Görülen Türk Dili ve Kültürünün Etkisi”.

KAYNAK C
KASIM – ARALIK 2002 »13

Türk’ün Bilim DünvasıBilim insana Hizmet Etmelidir.

Bosna-Hersek’in Mostar şehrinde II. Uluslararası Balkanlar Türkoloji Sempozyumu Düzenlendi (3-6 Eylül 2002)

     Gazi Mustafa Kemal Atatürk: “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” demiş. Bu hiç de rastlantı değildir. Çünkü insan ilimsiz gafletten uyanamaz, cehaletin bunaltıcı sisleri içersinde boğulur, eriyip gider. O yüzden de dünya dünya olalı niceler bir araya gelip elele vererek fikir, düşünce değiş tokuşunda bulunarak bilime hizmet verirler. Geçmişten günümüze uzanan türlü konulara açıklık getirme çabası içindedirler, sayısız ciltler üretirler, kitap üstüne kitap yazarlar. Konferanslar, paneller, sempozyumlar düzenlenir. Bilim adına yerel, ulusal ve uluslararası girişimler gerçekleştirilmektedir. Bu alanda hizmet verenlerden biri de Kosova Prizren’de iskan eden Balkanlar Türkoloji Araştırmaları Merkezi (BAL-TAM)dir. Merkez Türk tarihine, Türk kültürüne, edebiyat ve sanatına hizmet etmek amacıyla sahnededir. Öyle bilmeliyiz ki, hiçbir tarih, hiçbir kültür, hiçbir edebiyat ve sanat kendi çerçevesinde kapanıp kalamaz. Bütün ulusların varlıklarını kanıtlayan eserler dünyaca önem taşırlar. Uygarlığa saygılı İNSANLIK bu olaylara canıgönülden sevinir.

Sabri ALAGÖZ

     BAL-TAM Balkan Türkoloji Araştırmaları Mer­kezi Genel Başkanı Prof. Dr. Nimetullah Hafız ve sözkonusu sempozyumu düzenleme kurulu başkanı Prof. Dr. Tacida Zubçeviç Hafız’m gayretleri sayesinde 3-6 Eylül 2002 tarihlerinde Bosna-Hersek’in Mostar şehrinde II Uluslararası Balkan Türkolojisi Sempozyumu düzenlendi. Sempozyumun ana konusu “Balkanlar’da Osmanlı Öncesi Dönemde ve Osmanlı Hakimiyeti’nin İlk Yüzyıllarında Türk Uygarlığının Öteki Balkan Uygarlıklarıyla Karşılıklı Etkilenmeleri” Bilim adamlarının, araştırmacıların, tüm bildiriler tebliğiler kitaplaştırılacaktır. Şehrin kültür sarayında yaptığı açış konuşması sonunda Prof. Nimetullah Hafız katılımcı ve bütün dinleyicileri aziz şehitlerin ve Balkanlar bilimine hizmeti geçip artık aramızda bulunmayanların ruhlarına saygı duruşuna davet etti. Nimetullah Hafız içtenli konuşmasının sonunda Balkanlar’da düşmanlığın sona erdirilmesi, barış ve huzurun, istikrarın hakim olması için bilim adamlarını elden geleni yapmaya çağırdı.
      Sempozyuma Türkiye Cumhuriyeti, Yugoslavya, Kosova, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Bosna-Hersek ve Bulgaristan Cumhuriyeti temsilcileri çeşitli tebliğlerle katıldılar. Maalesef, vize sorunu yüzünden Romanya ve Azerbaycan Türkologları yoldan döndüler.
      Açılışta Mostar valisi Yahiç Hamidoviç ve Bölge vali yardımcısı Halil İspago da hazır bulundular. Resmi konuşmacılar tarih biliminin günümüze ışık tutan bir bilim dalı olduğunda, Bosna-Hersek, Kosova olaylarının tekrarlanmaması ve o kanlı günlerin bir daha yaşanmaması, dünyanın savaşla bir yere varamayacağında hemfikirdiler. Gönüller arzu eder ki, gün olacak güçlü zayıfı ezmeyecek, bilakis kanadı altına alacak koruyacaktır. Sabık Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, Karakuvvetler Komutanı’mn ve dönemin Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz’in sempozyumu kutlama mesaj lan katılımcıların moralini yükseltti.
      Yurdumuz Bulgaristan’ı Türkoloji’nin duayyenlerinden Prof. Dr. İbrahim Tatarlı, Prof. Dr. Cengiz Hakov, Dr.Snejana Rakova, İsmail Çavuşev ve Sabri Alagöz temsil ettiler. Prof. Tatarlı Bilim insana Hizmet Etmelidir
“Balkanlarda ve Avrupada Hun Türklerinin varlığının V-VI yy. Bizans ve Latin kaynakları” başlığı altında bir tebliğ sundu. Seçkin bilim adamımız konunun ayrıntılarına inerek bu yönde Türkolojinin Balkanlarda ve dünyanın diğer bölgelerinde emin adımlar atabilmesi için katkılarda bulundu diyebiliriz. Sayın Tatarlı kendi konusundan gayrı başkalarının sundukları tebliğlere ile ilişkin de sonderece yararlı eklerde ve tavsiyelerde de bulundu.
      Prof. Dr. Cengiz Hakov Balkanlarda Osmanlı iktidarının ilk yüzyıllarında dini hoşgörü konusunu dile getirdi. Tebliğe 13 89 yılı tarihi Kosova Meydan Savaşı’ndan sonra, özellikle 1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra Osmanlı devletinin bir dünya imperatorluğu, dünya gücü haline gelişinden sözedildi. Konuşmacının belirttiğine göre, Osmanlı ve İslam geleneklerine göre gazalarda kılıç kuvvetiyle ele geçirilen her ülke Sultan’m yasal mülkü, ahalisi de tebaası haline gelmektedir. En önemlisi de şu ki, İslam dini ile Ortodoks Hıristiyanlık, Katolik ve Yahudilik dinleri arasındaki hoşgörülük neticesinde doğmuş ve güçlenmiştir. Çünkü herkese kendi dinince, kendi gelenek ve göreneklerince yaşama hakkı tanınmıştır.
      Dr. Snejana Rakova’nın konusu ise başlığı altındaydı. Konuşmacının savunduğu teze göre, Avrupa halklarının büyük bir kısmı Doğu Avrupa’da 14. ve 15. yüzyıllarda olup bitenlerden ilgilenmektedirler. Bizans İmparatorluğu Osmanlılara karşı koyabilmek için Avrupa’nın yardımını aramaktadır. Bu yüzden olaylar yalnız hükümdarların, politikacıların değil de tarihçilerin ve yazarların da dikkat merkezidir. Öyle ki, yazarlar ve tarihçiler Anadolu’da Osmanlıların güçlenip yavaş yavaş Avrupaya saldırmalarını ve yayılmak istediklerini dile getirmektedirler. Bu hususta kaleme alınan eserler birbirlerini etkilemiş ve zamanla Balkanlar ve Bulgar yazar ve tarihçileri tarafından da kabul edilmiştir. Dahası var konuşmacı ele almış olduğu eserlerin bazılarını Osmanlı eserleriyle de karşılaştırmaktadır.
      Yüksek İslam Enstitüsü eğitimcilerinden İsmail Çavuş “Osmanlı hakimiyetinin ilk yılların da Köstendil Sancağı‘nın durumu”ndan bahsetti. 1395 yılında Osmanlı hakimiyeti altına geçen Köstendil Sancağı yirmi otuz yıl zarfında yeni devletin yeni istemlerine ayak uydurmasını bilerek tarihte kendi yerini hazırlamıştır. Çünkü Osmanlıların buraya gelen temsilcileri kılıca sarılmamış, bilakis yeni tebaalılarla uyum sağlama yolunda ilerleyerek gücüne güç katmıştır. İlk yıllarda hem idari, hem de askeri görevlerin başında hala yerli Bulgar halkının temsilcileri görev almaya devam etmişlerdir.
      “XXI yüzyıl” Türk Kültür Merkezi Başkanı, şair ve araştırmacı-yazar Sabri Alagöz Osmanlıların Balkanları fethinden önce Selçuklu Türklerin Dobruca’ya yerleşmesi konusunu özellikle Bulgar bilim adamları tarafından, Yunanlılar ve Araplar tarafından işlenmesine dayanarak Selçuklu Türklerin Balkanlara yaklaşık yüz yıl önce Dobruca’ya yerleştiklerini kanıtladı. Bazı kuşkulu bilim adamlarının tezlerinin tutarsız olduğunu dile getirerek konuya daha inandırıcı açıklamalar getirmiş oldu. Bunun kanıtlarından biri de Sarı Saltuk mezarının bugünkü Kumanya topraklarında, Babadağ kasabasında bulunduğu gerçeğidir. Çünkü Sarı Saltuk misyonuna daha niceleri katılmıştır.
      Sempozyumda tebliğlerin sunulması Türkçe, Bosna dilince ve İngilizce olmuştur. İki günlük bilimsel çalışmalar iki bölüme ayrılıp Tarih bölümü ve Folklor ve Edebiyat bölümü olarak gerçekleştirilmiştir.
Dikkatçekici konulardan bazılarını da zikretmeden geçemeyiz. Örneğin Kosovalı Prof. Dr. Malik Osi Türk halklarının adları üstüne çok ilginç tebliğ sundu. V yüzyıldan XIII yüzyıla kadar taşıdıkları Persi, Ugri, Turki kavramlarına açıklık getirdi.
      Prof. Dr. Duşanka Boyaniç-Lukaç 13. yüzyılda Bosnalılar arasında varlığını sürdürmüş olan Sarı Saltuk‘tan söz etti. Onun Sırplar tarafından da sayılan, sevilen bir aziz olduğunu ortaya attı. Sözün kısası Sarı Saltuk hem Hıristiyanlar, hem de Müslümanlar tarafından kültleştirilmiştir. Aynı konuyu bilim adamlarından Mehmet Süzme de dile getirdi.
Prof. Dr. Apturahman Güzel Osmanlıların Vidin şehrine yerleşmesinden bahsetti. O, başlıca kaynak olarak Evliya Çelebi’yi göstermektedir. Ve devamla şunu da belirtmek gerek ki, tebliğlerden bazıları şehir hayatına (16. yüzyılda), Mostar, Unitse, Vuçitrın, Ohri, Köstendil gibi yerleşim birimlerindeki gelenek ve göreneklere hasredilmiştir.
Tarihi Mostar şehri Belediye Başkanı resmi görevinden maada “15-16. yüzyıllarda Bosnada ve Hersek’te Yahudilerin Durumu” başlığında bir tebliğ sundu. O da zamanın sorunlarına, insanlar arasındaki ilişkilere hoşgörüyle açıklık getirme hususunda katkılarını vermiş oldu. Ve daha nice nice tebliğler iki günlük çalışmalarımıza çeşitlilik ve zenginlik getirmiş oldular.
İki gün süren doludizgin çalışmalar özel komisyonun değerlendirmeleriyle sona erdi.
İ. Nasreddinoğlu sempozyumun başarılı olduğunu dile getirirken, bugüne kadar yazılanların kusurlu olduğundan Türk tarihinin yeniden yazılması dileğini vurguladı.
Çanakkale “18 Mart” Üniversitesi Rektörü Yaşar Akbıyık değerlendirmesinde bu tür çalışmaarın karşılığı yoktur, bilimin amacı insanların mutluluğudur, bilimin insan hayatına faydası olmuyorsa bilim anlamsız kalmaktadır dedi.
A. Güzel Balkan Türkoloj isinin Viyanaya kadar götürülmesi düşüncesini vurgularken Türkolojinin, bazılarının düşündüğü gibi yalnız dil ve edebiyatı değil, tarih ve kültür bilimlerini de içerdiğini inandırıcı surette sergiledi.
      Prof. Dr. Taciser Onuk ise her bildiriyi birer farklı kapı, ayrı bir dünya olarak nitelendirdi. Benzeri çalışmalar bilim adamlarına yeni dostluklar yeni araştırma ve çalışmalar kazandırıyor, güzelliğe ve geleceğe yaklaştırıyor hepimizi anlamında konuştu.
      Sempozyumu düzenleme kurulu başkanı Prof. Dr. Tacida Hafız dikkatimizi Türkologlar arasında birlik ve beraberlik üzerine çekti. Bal-Tam Genel Başkanı Prof. Dr. Nimetullah Hafız sempozyumun gerçekleştirilmesinde emeği geçen devlet makamlarına ve ayrı ayrı kişilere candan şükranlarını ifade ederek bu sonderece değerli etkinliğin sona erdiğini ilan etti.
       Üçüncü gün Mostar’da Tarih Müzesinde 1993 ‘teki Boşnak Hırvat savaşına ilişkin 10 dakikalık belgeseli izledik, toplu mezarlıkları ziyaret edip şehitlerin ruhlarına dualar okuyarak yüce Tanrıdan kendilerine rahmet diledik. Yaklaşık on yıl sonra merkez sokak ve caddelerde hala harap edilmiş binalar duruyor. Hatta kaldığımız “Ero” ve “Bristol” otelleri yenibaştan inşa edilmiş. Söylerken bile insanın tüyleri ürperiyor. Hangi mezara gözatsak taşları taptaze, bembeyaz, deyiver ki, 1993’ten başka tarih görünmüyor sanki üzerlerinde. Birkaç minarenin şerefelerinden yukarılar yok. Bugün gözyaşları kadar temiz ve büllür akan Neretva nehrinin suları o günlerde, belgeselde de gördüğümüz gibi, gerçekten kana boyanmış. Osmanlı eseri olan Neretva nehri üzerindeki Mostar köprüsü Boşnak kardeşlerimizden farksız olarak canlı bir varlık misali üç gün “direniş” göstermiş üzerine atılan vahşice bombalara. Ancak üçüncü gün “teslim olmuş”. 1465 yılında inşa edilen ve yüksekliği 28 metre olan taş köprü Neretva nehrinin iki yakasında kaleler, kuleler boyunları bükük “ağlayıp” kalmışlar. Yanıbaşında yer alan yeni de­mir köprü Mostarlılara hizmet veriyor, ama o eskinin sanat güzelliği gelin süsü yok üzerinde.
     Öğleden sonra Blagay semtindeki Sarı Saltuk Tekkesi’nin ziyaret ettik. Buna nehrinin kaynadığı yeri gördük. Gradimle, Stolats’ın önümüze sergiledikleri tarihi anıt ve kalelere hayran olduk, herbiri meseyledi bizleri.
     Dördüncü gün (6 Eylül) sabahleyin erken erken Saray Bosna yolunu tuttuk. Uzun bir yolculuktan sonra oraya vasıl olduk. “SARAY” oteline yerleştik. Günlerden Cuma. Cuma namazını Saray Bosna’nın en anılmış Gazi Hüsrev Bey Camiinde kıldık. Avlusuna varınca tıklım tıklım insan. Çoğunluk gençlerin. Namaz esnasında bakırdan dökülürcesine yağmur yağdı. İçerde yer yok. O hayran olduğum gençler yağmurun altında istiflerini bozmadan namazlarına devam ettiler. İşte sana yarınların gençleri, yarınların Bosnası. Dinine, diline, gelenek ve göreneklerine sadakat besleyenler.
      Cuma namazından sonra yağmur dindi, hava açıldı. Grubumuz restore edilmiş Gazi Hüsrev medresesini sonra da kütüphaneyi ziyaret ettik. Türkçe, Arapça, Acemce, Boşnakça yazılmış elyazıları binlerce cilt. Emin ellerde bu eserler. Genç enerjik, girişken ve direşken bir de müdürü var kütüphanenin.
      8 ciltte toplanmış elyazıları katalogları. Hacim olarak 6000 sayfa üstünde. Tarih, İslam Hukuku, Gramer, Arapça, Arapça-Türkçe, Arapça-Türkçe-Boşnakça, Türkçe-Acemce-Bosnakça sözlükler, Felsefe Mantık, Kur’an, Fıkıh, Tefsir, Fetvalar, Akaid, Ansiklopediler v.s. elyazmalarına sevinmemek, imrenmemek elde değil. Sonunda da Kütüphane müdürü arzu edenlere tek tek veya takım halinde (9 cilt) katalog ikramında bulundu. Allah kendilerinden razı olsun! Şehrin pazarın da dolaşarak Saray Bosna ziyaretimizi tamamlamış olduk. Ertesi sabah erken erken (7 Eylül) Sırbistan başkenti Belgrat’a hareket ettik. Yolculuk esnasında Bosna ormanlarının, Bosna dağlarının, doğasının temiz havasını bol bol soluduk.
       Belgrad’ın da tarihi yerlerini ziyarette bize Türkiyeli İngilizce okutmanı Keriman Nadir Hanım yardımcı oldu. Kale meydanına çıktık, Sava ve Tuna nehirlerinin birleştikleri yeri gördük, sular sanki içimize akarcasına mesafeden de olsa bizi serinletiyordu o sıcak günde. Sevgi ve saygı akıyordu içimi­ze herşeyden önce.
Akşamüstü tekrar otobüste yerlerimizi aldık. Niş üzerinden Bulgaristan Cumhuriyeti başkenti Sofya’ya yollandık. Bir sıra sınır maceralarından sonra 8 Eylül sabahı başkentimize eriştik. Türkiyeli grubu Prenses otelin oradan uğurladık, evlerimize toplandık.
       Dostlukların, beraberliklerin, arkadaşlıkların anılarını kalplerimizin en derin köşelerine, zihinlerimizin en emin yerlerinde gizlenen anılar gergefine dokuduk ve zaman gelince anılarımızı işte oradan tekrar bilim alanına sergilemek dilekleriyle vedalaştık.
Mostar-Saray Bosna-Belgrad-Sofya

Hayrettin İVGİN

TÜRKSOY’un da katkıda Bulunduğu “Balkan Türkolojisi Sempozyumu”nun İkincisi Mostar’da Yapıldı.

—-Merkezi, Kosova’nın Prizren kentinde bulunan Balkan Türkoloji Araştırmaları Merkezi (BAL-TAM) tarafından her yıl düzenlenen Uluslar Arası Balkan Türkolojisi Sempozyumu’nun ikincisi bu defa Bosna-Hersek Cumhuriyeti’nin Mostar kentinde yapıldı. Bu sempozyum bundan böyle BAL-TAM tarafından her yıl değişik bir Balkan ülkesinde düzenlenecektir.

Sempozyum Açılışı:

      Sempozyum, 3-5 Eylül 2002 tarihlerinde Mostar Halk Müzesi salonlarında iki seksiyon halinde gerçekleştirildi. Açılış, Mostar Halk Tiyatrosu’nda görkemli bir şekilde yapıldı.
       Açılışta; Sempozyum Düzenleme Komitesi Başkanı Prof. Dr. Tacida Zubçeviç Hafız, BAL­TAM Başkanı Pof. Dr. Nimetullah Hafız, Cemal Bigediç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Elbisa Ustamoviç, Bolu İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yaşar Akbıyık, Atatürk Kültür Merkezi Başkanı Prof. Dr. Taciser Onuk, Mostar Bölge Valiliği Kültür İşleri Müsteşarı Halil Şipago, Mostar Valisi Yahiç Hamdiya birer konuşma yaptılar.
BAL-TAM Başkanı Prof. Dr. Nimetullah Hafız yaptığı konuşmada sempozyumun amaçlarını, “Bilim yoluyla birleştirici, olumlu; yıkıcı değil, yapıcı bilimsel sonuçları ortaya atmakla Balkan insanına huzur ve güven getirmek” olduğunu açıkladı. Sempoz­yuma katkı sağlayan; T.C. Dış İşleri Bakanlığına, T.C. Başbakanlık Tanıtma Fonuna,T.C. Kültür Bakanlığına, TÜRKSOY Genel Müdürlüğüne, T.C. Türk Kültürüne Hizmet Vakfına, Mostar Valiliğine, hizmeti geçen diğer kurumlara ve kuruluşlara teşekkür etti.

Sempozyum Çalışmaları:

      Sempozyuma; Kosova, Bulgaristan, Türkiye, Bosna-Hersek, KKTC, Yugoslavya, Azerbaycan, Makedonya, Romanya, Hırvatistan, Arnavutluk, Yunanistan, Almanya ve Karadağ gibi ülkelerden toplam 89 bilim adamı ve uzman katıldı. Sempozyumun dili Türkçe, Boşnakça ve Batı dillerinden biri olarak tespit edildi.
      Sempozyuma TÜRKSOY Dergimizin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Hayrettin İvgin, Yayın Kurulu Başkanı Prof. Dr. Taciser Onuk, Yayın Kurulu Üyesi Nail Tan birer bildiri ile katıldılar. Her üç arkadaşımız, 2 seksiyon ve 14 oturum halinde yapılan sempozyumun oturumlarına başkanlık da yaptılar.
      Sempozyum çok başarılı bir şekilde sonuçlandırılmıştır. Umuyoruz ve istiyoruz ki bu sempozyumlar süreklilik kazanarak, Türkoloji ilmine, bölge barışına ve kültürüne katkılar sağlasın.

 Sarı Saltuk’un yaşadığı kabul edilen Stolac’taki
 Bregava çayının kaynaklandığı yerdeki
dergahı ve evi. Çevre Gezileri ve Mostar Köprüsü:

     Sempozyum üyelerine ayrıca çevre gezisi de yaptırıldı. Bilindiği gibi Mostar köprüsü bir Osmanlı-Türk eseridir. 1993 savaşında bir yandan Sırplar, bir yandan Hırvatlar, Boşnaklara saldırmış ve Mostar Köprüsü ile birlikte birçok Türk eseri ve ibadethaneler yıkılmıştır. Boşnaklar büyük kayıplar vermelerine rağmen direnmişler ve kendilerini kahramanca savunmuşlardır.

Neretva Nehri üzerinde bulunan Mostar Köprüsünün yıkılmadan önceki durumu.

    Bosna-Hersek Cumhuriyeti’nde Mostar şehrinin, Neretva Nehri üzerinde 1566 yıllarında, Osmanlılar zamanında Mimar Sinan tarafından yapıldığı kabul edilen dünyanın sanat bakımından en mükemmel taş köprüsüdür.Kanunî Sultan Süleyman zamanında Osmanlı Devleti sınırları içine giren Bosna-Hersek’te; cami, medrese, kervansaray ve köprü gibi mimarî değeri yüksek pek çok eser yapılmıştır. Kanunî Sultan Süleyman tarafından Neretva Nehri üzerine yaptırılan “Mostar Köprüsü” de bunlardan biridir. Yapım harcında; yumurta ve keçi kılı kullanılan köprü, tek kemerli, iki ayak arası 28.59 metre genişliğinde ve hilâl şeklindedir. Köprünün yüksekliği 20 metredir. Büyük Köprü” ismiyle de bilinmektedir. 427 yıl boyunca depremlere, sellere ve İkinci Dünya Savaşı’na direnerek, Türklüğün ve Osmanlının sembolü olan hilâli, beşyüz yıldır Avrupa’nın ortasında bütün mimarî zerafet ve güzelliğini koruyabilen köprü, iç savaşa yenik düştü. Hırvatlar’m Bosna’ya yardım götüren bütün yolları ve köprüleri devreden çıkarma plânı gerekçesiyle Mostar Köprüsü de 9 Kasım 1993’te bombalandı ve Neretva Nehri sularına gömüldü.
     Böylece Hırvatlar burada sadece taştan yapılmış bir köprüyü değil, yüzyıllardan beri buradan geçen milyonlarca insandan geriye kalan hatıraları ve pek çok mîmâra ilham kaynağı olan bu sanat eserini.de yok ettiler.
     Birleşmiş Milletler nezdinde, UNESCO tarafından bir fon oluşturularak köprünün yeniden yapılması kararlaştırılmıştır. Fona en çok bağışı Türkiye yapmıştır. Köprünün yapım çalışmaları devam etmektedir.

BH NEZAVISNI DNEVNIK / LIST GODINE U SVUETU 1997 OSLOBOĐENJE


www.oslobodjenje.com.ba Sarajevo,godinaLIX Broj 19960  Ponedjeljak 9. IX 2002. godineOSLOBODENJE • PONEDJELJAK. 9. IX 2002

 

Centar za balkanska turkoloska istrazivanja
Medunarodni simpozijum balkanske turkologije
Naucnici iz Turske, Bugarske, Rumunije, Jugoslavije, Hrvatske, Makedonije, Albanije i BiH susreli se u Mostaru

 MOSTAR-Medunarodni simpozijum balkanske turkologije koji se u pro tekla tri dana u organizaci ji Centra za balkanska turkoloska istrazivanja odrzavao u mostarskom Centru za kulturu, zavrsen je u subotu.

    Na simpozijumu su ucestvo-vali  naucnic i iz Turske, Bugarske, Rumu­ nije,  Jugosla vije  Hrvatske, Makedonije, Albanije i Bosne i  Herce-govine.

      Trodnevni simpozijum odvijao se u dvije sesije kojima su presjedavali prof. dr. Zekerija Kursun, prof.dr. Zeynep Korkmaz, prof.dr. Dzenana Buturovic, prof.dr. Mustafa Imamovic, prof.dr. Tacis er Onuk, prof. dr. Novak Kilibarda, prof. dr. Enes Kujundzic. dr. Rasim Oz urek, Zlatko Zvonic, prof. dr. Amir Pasic, prof. dr. Fehim Nametak, prof. dr. Fikret Turkman, prof. dr. Lamija Hadziosmanovic, prof. dr. Muhan Bali, Mahmut Islamoglu Halid Eren, prof. dr. Muhamed Nazirovic,
prof. dr. Mirjana Teodosijevic…

    Neke od tema o kojima su predavaci govorili bile su Staroturski naNeke od tema o kojima suna Balkanu prije dolaska Os manlija, Vizantijski i latins ki izvori iz V i VI vijeka o postojanju Hunskih Turaka na Balkanu i Evropi ,  Kumanski Turci na Balka nu prije Osmanlija, Bogu milstvo u Sjeverozapadnim dijelovima Balkana od XII do XV vijeka, Tera Incognita: BIH u svijetskim referencijalnim izvorima, Sari Saltuk kod Srba i Bosnjaka, Uzajamni uticaji Turske i balkanskih kultura u ranom osmanskom periodu…

Pored istor jskih, obradene su teme iz oblasti lingvistike, topon mastike, etnografije, med icine,  graditeljskog naslje da, kulturnih biblo tekarstva ,  
putopisne lit erature, knjizevnosti, usmenog predanja, pozorista sjenki i  druge.

     Zanimljivo je bilo pre davanje prof. dr. Dzenane Buturovic o bosnjackoj epopeji i njenom kulturn om i povijesnom prostoru u usmenom knjizevnim to kovima, te izlaganje prof. dr. Mirjane Teodosijevic o upotrebi termina Osma nlije i Turci u srpskom nar odu.

     Prema rijecima prof. dr. Tadzide Zupcevic. di rektorice Centra za balkanoloska turkoloska istrazi vanja, grad Mostar izabran je za domacina simpozija jer je sacuvao orijen talni milje, posebno na po Iju graditeljskog nasljeda.

     Ucesnici simpozijuma posjetili su Sari Saltukov mezar u derviskoj tekiji u Blagaju, spomen türbe pjesnika Osmana Dikica, bogumilsku metropolü Radimlja kod Stoca i Stari grad Pocitelj.

S. SERDAREVIC