III. Uluslararası Türkoloji Sempozyumu Kotor’da Düzenleniyor

       Balkan Türkoloji Araştırmalar Merkezi’nin Karadağ Tarih Enstitüsü işbirliğiyle 08- 12 Eylül tarihleri arasında düzenlediği sempozyumda 16 ülkeden toplam 102 katılımcının Osmanlı öncesi, Osmanlı dönemi ve Osmanlı sonrası Türk Uygarlıkları ile Öteki Balkan Uygarlıklarının karşılıklı etkilenmesine ışık tutan bilimsel araştırma tebliğlerinin sunulması bekleniyor.


Taner GÜÇLÜTÜRK

       Balkan ülkelerinde Türk kültürünü sistematik sekilde ara stirmak, belgelemek ve yayimlayip tanitmak amaciyla 30 Mart 2000 yilinda Prizren’de kurulan Balkan Türkoloji Arastirmalar Merkezi (BAL-TAM), Balkanlarda bu alanda ilk akademik bir kurum olarak e gitim, yayin ve uluslararasi düzeyde seminer, sempozyum ve kongreler gibi bilimsel toplantilarin düzenlenmesine, Türkoloji arastirmalarinin yapilmasina, var gücüyle Türk kültürünün tanitilmasi yönündeki faaliyetlerine haril har il devam ediyor.
      Geleneksel halini alan Uluslararasi Balkan Türkolojisi Sempozyumunun üçüncüsü, Balkan Türkoloji Arastirmalar Merkezi’nin – Karadag Tarih Enstitüsü isbirligiyle 08-12 Eylül tarihlerinde Karadag’in Kotor kentinde düzenleniyor. Karadag Kültür Bakanligi ile Egitim ve Bilim Bakanligi himayesinde gerçeklesen sempozyumda Fransa, Rusya, Finlandiya, Hirvatistan, Bosna-Hersek, Karada g, Sirbistan, Arnavutluk, Bulgaristan, Türkiye, Ukrayna, Azerbaycan, Kosova, Kuzey Kibris Türk Cumhuriyeti, Makedonya ve 09/29/2007 ini sunacaklar. Ana konusu, “Balkanlarda Tarih Boyunca T ürk Uygarl iklari ile Öteki Balkan Uygarliklari Arasinda Etkilesim” olan bu sempozyumun diger seksiyonlari yaninda, bu yil T ürkiye Cumhuriyeti’nin kurulusu nün 80. yildönümü dolayisiyla “Çagdas Türkiye Cumhuriyeti ile Balkan Ülkeleri Arasindaki Iliskil er” konulu özel bir seksiyonda da çalismalar sürdürülecek.

   BAL-TAM Uluslararasi Sempozyumlari Düzenleme Kurulu Ba skani Prof. Dr. Tacida Hafiz, düzenlenen sempozyumlarin

amaciyla ilgili gazetemize verdigi demeçte sunlari anlatti:

“Düzenledigimiz etkinlikler, Balkan ülkelerinde yasayan Türklerin tarih boyunca biraktigi kültür mirasi (tarih, din, kültür tarihi, sanat tarihi, dil, edebiyat, halk bilimi) ile ilgili özgün bildirilerin sunulmasi, onlarin derlenip kitap halinde basil masi ve böylece dünya bilimine sunulmasi ve mal edinmesi amaciyla her yil baska bir Balkan ülkesinde düzenlenmesini planlastirdigimiz ve bunu geleneksel haline getirmeyi basardigimiz Uluslararasi Balkan Türkolojisi Sempozyumlaridir. Birincisini 27-30 Eylül 2001 tarihlerinde T.C. Kültür Bakanligi ve Kosova Türk Tabur Görev Kuvvet Komutanligi yardimiyla Prizren’de; Ikincisini 03-06 Eylül 2002 tarihinde Bosna-Hersek’in Mostar sehrinde T. C. Tanitma Fonu yardimiyla düzenledik. Üçüncüsü de 08-12 Eylül tarihleri arasinda Karadag’in Kotor kentinde düzen leniyor. Faaliyetlerimizden sadece birisi olan sempozyumlar, simdiye kadar ki diger etkinliklerimize kiyasla düzenledigimiz etkinliklerin en basarili olanidir. Üç yil içerisinde bu sem pozyumlari geleneksel hale getirmeyi basardik. Amacimiz Osmanli öncesi, Osmanli dönemi ve Osmanli sonrasi Türk Uygarliklari ile öteki uygarliklar arasindaki karsilikli etk ilesimleri arastirmak, belgelemek ve yayim layip tanitmaktir. Türkoloji kaynaklari açisin­ dan Karadag çok zengin bir ülke. Ve bu kay- <aklar bir tek Karadag Tarih Arastirmacilari tarafindan sadece kendi milli ve çikarlari dogrultusunda kullanilmistir. Fakat bizim için inemli olan Dünya Türkoloji Bilimine (tarih, kültür tarihi, edebiyat, dil, folklor, gelenek örenek gibi Türkoloji kaynaklarini) dünyaca inlü Türkologlarimiza da sunmaktir. Bütün <ayemiz, amacimiz da o zaten.

  Bu arastirmalar sayesinde, Balkan uluslarini bilimsel ve somut delillerle birbirine yak lastirip, bu uluslar arasindaki dostluk baglarini daha da güçlendirmek istiyoruz.”


Karadag Kültür Bakanligi ile Yüksek Egitim ve Bilim Bakanliginin himayesinde. Adriyatig’in incisi Kotor’da. III. Uluslararasi Balkan Türkoloji’si Sempozyumu düzenlendi

Karadağ’ın İslam Uygarlığına ait bilim çalışmalarının ilkine BAL-TAM imza attı

Türkiye Cumhuriyetinin 80. kurulus yildönümüne adanan bu sempozyumda, “Çag­ das Türkiye Cumhuriyeti Ile Balkan Ülkeleri Arasindaki Iliskiler” konulu Özel bir sek­ siyonda da çalismalar yürütülüdü. Ayni zamanda bu sempozyum Türkiye Cumhuriyetinin 80. kurulus yildönümüne ait Türkiye disinda gerçeklestirilen ilk bilim­ sel proje olma özelligini tasidi.

Taner GÜCLÜTÜRK

      Uuslararasi Balkan Türkolojisi Sempozyumunun üçüncüsü, 8 Eylül p azartesi günü Kotor’un “Fjord” Otelinde ddüzenlendi. Açilisa, Karadag Kültür Bakani Vesna Kilibarda, Karadag Yüksek Egitim ve Bilim Bakani Yardimcisi SiODOüanka Koprivica. Kotor Valisi Nikola Samarciç. Karadag Tarih Enstitüsü Baskani Corce B ûfozan. RUTEV (Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanisma Vakfi) Baskani Macit Sahin, Dünya Islam Tanh. Kültür ve Sanal Arastirmalari Merkezi {iRCiCA) Ba skan Yardimcisi Halil Eren katildi. Açiitsa ve sempozyum boyunca yürütülen tüm çalismalara büyük ilgi göseteren Karadag’in basin ve yay n organlar i bu olaya genis yer verdi. Sempozyumun açilisi konusmasini yapan BAL­ TAM Uluslararasi Sempozyumlari Düzenleme Kurulu 8aV« a “i Prof. Dr. Tacida Hafiz katilimcilari, setarntarKen, s özü BAL-TAM Genel Baskani Prof. Dr Nimoîuîtah Haliz’a verdi.

“Bilime/insanliga ve dünya barisina katkida bulunmayı amaçliyoruz”

      TutK tenhinden özetler sunarak konusmasina bakayan Merkezin Genel Ba skani Prof. Dr. NimeluHah Hafiz, yaptigi konusmada, dünyanin imparatorluklar tarihinde Osmanli’nin en hosgcAJÎü unvanini tasidigini, bu gerçegin dünya tarih çileri tarafindan kabul edildigini ve bunun en somut örneginin de 28 Mayis 1463 tarihinde Fatih Suttan Mehmet’in l üm Balkan ülkelerine gön defdigi te^Tiantmn oldugunu vurguladi.

       Simöiyfi Kadar Balkanlarda Türkoloji alaninda gM çaUâflMm çalismalarin ancak her ülkenin fcends sivasi ve ulusal amaçlari dogrultusunda yürüttügünü kaydeden Hafiz, sahte evraklara” dayanarak y ürütülen bu arastirmalarla yanlis düsunceta’in dogdugunu, neticesinde Balkan halkfarmm kani! çatismalarla sonuçlanan düsmanliklar besi ödtgir** ifade etti.

       Hafiz, bu sempozyumla bilim yoluyla birlestirici, crtumttî, yikici degit yapici bilimsel sonuçlarin oflaya siifmasiyta Balkan halklari arasinda dostluk ve karde sligi güçlendirmeyi, dolayisiyla bilime, »nsanirga ve dünya barisina katkida bulunmayi amavteidtktanni söyledi.

Sempozyumun açilisina ne Türkiye Belgrat büyükelçisi, ne de Kosova müstesari katildi

      T.C, Beîgrat Büyükelçisi Hasan Servel Öktem ve Pnsiine rfe Prizren Esgüdüm Bürosu Müstesari Metin K;îtç tarafindan gönderilen lelegramda, BAL-TAM ;n b:j tür anlami çalismalari takdirle karsilanirken, kendilerinin sempozyuma yogun programlan nedeniyle katilamayacaklari belirtildi. Karadag Kuüür Bakanligi ile Yüksek Egitim ve Bilim Bakanitgmm himayesi altina aldigi bu anlamli sempozyumun açilisina Belgrat Büyükelçiligi ve Kosova Esgüdüm Bürosundan hiçbir temsilcinin- gelmemesi üzüntüyle karsilandi. Digerleri arasinda Türk Kültürüne Hizmet Vakfi Baskani Dr. Metin Eris, Türk Tanh Kurumu Baskani Prof. Dr. Yusuf Hslaçoglu ve Anadolu Kalkinma Vakfi Baskani Prol. Dr. Ahmet Akyürek’in de sempozyuma göndermis oldugu mesajlar okundu.

“Nyegos’un da görüslerinde istanbul ve Venedik kültürlerinin izlerini görmek m ümkündür”

      Karadag Kültür Bakani Vesna Kiltbarda yaptigi selamlama konusmada, “Çatimiz altinda gerçeklesen bu sempozyumu Kültür Bakanligi ve Karadag devleti adina ve kendi adima selamlamak istiyor, Kotor’da böyle bilimsel bir organizasyonun düzen­ lenmesinden dolayi Karadag Cumhuriyeti olarak büyük memnuniyet duydugumuzu ifade etmek istiyorum. Balkanlarin Adriyatik denizine çikis kapisi olan bugünkü Karadagin geçmisinde, yüzyillarca bati ve dogunun karsilastigi, bugün Ise Slav, Katolik ve islam uygarliginin kesistigi önemli ve stratejik bir noktadir. Karadag da tarih boyunca, büyük güçlerin çatistigi, ayni zamanda kültürel olarak etkilestigi birçok olayin ortasinda kalmis, birçok olaya taniklik elmis, yani basindaki uluslarla da ölümle kucaklasmalara ve ayni zamanda kardesçe yasama eslik etmistir. Karadag Vladikasi ve Yöneticisi ikinci Petar Petroviç Nyegos’un da görüslerinde istanbul ve Venedik kültürlerinin izlerini görmek mümkündür. Degisik alanlardan sunulacak tebliglerin tarih, edebiyat ve dil etnolojisine yeni bilgilerin ortaya koyacagini, ileriye yönelik Balkan Türkolojisinin multî disiplin gelisimine de önemli bilimsel katilarin sunmasini umuyorum. Sizlerin, toplumumuzun geçmisine dair sunacagi tebliglerin daha inançli ve hosgörülü tartismalarla bilime hizmet edecegini ümit ederim. Ve bilimin, kötü anlamdaki her günlük siyasi ve bilim disi olaylara bir baraj olusturacagina inaniyo rum. Bu sempozyumun bilim kurumlarimiz arasinda Iyi bir isbirligi saglamasina ve ayni kültür, tarih miras bahçesini paylasan tüm Balkan uluslari arasinda daha iyi anlayisa vesile olmasini dilerim. Geleneksel halini alan bu tür toplantilarin organizatörü olan Prizren’in Balkan Türkoloji Arastirmalar Merkezi BAL-TAM’in, ileride de Balkanlarda çok kültürlü ve çok dinli bir isbiriigin

tanitilmasi yönündeki bilimsel çalismalarinda basarili olmasini dilerim” dedi.

“Kotor sehrini seçtiginiz için memnuniyet duyduk”

       Karadag Yüksek Egitim ve Bilim Bakani Yardimcisi Slobodanka KoprivIca, yaptigi konusmada sunlari söyledi: “Karadag Egitim, Bilim Bakani Prof. Dr. Slobodan Baskoviç adina sizleri yürekten selamlar, III. Uluslararasi Balkan Türkolojisi Sempozyumunun yapilmasinda Kotor sehrini seçtiginiz Için memnuniyetimizi dile getirmek istiy­oruz. Karadag’da kaldiginiz süre içerisinde sempozyumun verimli ve basarili geçmesi açisindan bu ortamin güzel bir hava yaratacagini umuyorum. Bu firsatla Karadag toplumunun çok uluslu, çok kültürlü temeller üzerinde gelistigini belirtmek istiyorum.

    Bugün Karadag toplumunda çok uluslu ve çok kültürlü degerlerin ortaya

çikmasinda kritik enerji miktari vardir.

  Hatla bu çesitliligin Karadag için bir zenginlik oldugu göz Önünde bulundurulmaktadir.

     Karadag devletinin bu yönde olan politikasi, gelecek nesillere tarihsel olarak her açidan kaliteli bir yasam ortami yaratmak ve birakmak baslica göre vidir. Sayin arastirmacilar, sizin bu sempozyu­munuz da bu açidan çok önemlidir. Karadag’a da bir daha hos geldiniz. Arastirmalarinizda basarilar dilerim.”

“Böyle bir sempozyuma ev sahipligi yapmak Kotor ve Karadag için büyük bir onurdur”

      Ardindan kürsüye çikan Kotor Valisi Nikola Samarciç: “Kotor halki adina. III. Uluslararasi Balkan Türkolojisi Sempozyumu gibi Önemli bir toplantinin katilimcilarini selamlamak, benim için ayrica büyük bir memnuniyet ve ayricaliktir. Böyle anlamli bir olaya ev sahipligi yapmak sehrimiz Kolor ve devletimiz Karadag Için büyük bir onur dur. Yüzyillardir Avrupa’ya çesitli sekillerde ulasan islam Dünyasi,  bilhassa 14. yy. itibaren Balkanlarin kültür ve siyasi kimliginde derin izler birakmistir. Osmanli’nin bu bölgelere genislemesi. yerlesmesi ve en sonunda geri çekilmesi bati Avrupa’nin doguya yönelik dis siyasetinde bir sis­tem yaratmistir. Bir taraftan Avrupa ile Osmanli arasindaki iliskiler bu topraklarda dramatik ve trajik bir sekilde bütünlesmis, diger taraftan ister entelektüel, ister cahiller olsun Balkanlardaki tüm halklar üzerinde kültürel olarak bir efsane yaratmistir. Bura halklari, bu dönemi, Türk asilliginden kalan tecrübelerin mirasi olarak nitelendirdiler. 19. yy’a kadar Balkan halklarinin bir bölümü için devlet ile olan iliskiler, sehir disindan merkezle iliski kurma çabalari gibi bir seydi; kenar mahallel­er ise sik araliklarla devlete huzursuzluk yaratiyor du. Karadag’daki bu huzursuzluk 15. yy. Cirnoyeviç döneminden bu yana devam etmektedir. Ardindan gelen yüzyillar içerisinde ise bugünkü Karadag’in bölgeleri Osmanli imparator lugunun sinir bölgelerini olusturuyordu. Fakirlik ve tehlike, bölgelere ve kabilelere bölünmüs bir devletin olusmasi için zemin yaratmistir. Tüm bun­ lari göz önünde bulundurursak, Karadag’in modern bir toplum olusturmak için sartlarinin olmadigi ortaya çikiyor. Bu konuda birçok sey söylendiyse de Osmanli’nin dolaysiz etkisi konusunda birçok sey söylenmemis olarak kalmistir. Bu yüzden Karadag halkinin kültür kimliginin olusmasi ve tamamlanmasi açisindan tüm gerçeklerin ortaya çikmasi önemlidir. Ve bu sempozyumun da bu konuda oldukça yardimci olacagina inaniyorum” dedi.

“Osmanli-Türk mirasi Pagan ve Hiristiyanlik uygarliginda derin izler birakmistir”

       Daha sonra konusma yapan Karadag Tarih Enstitüsü Baskani Corce Borozan sunlari dedi: “Maddî, manevi, siyasi, etnik, dini, sosyal, kültürel, dil ve ekonomi alaninda Balkanlarin çok düzenli P agan ve Hiristiyanlik uygarliginda donn izler birakan OsmanliTürk mirasi, kendine özgü olan senkronizmin bir parçasidir, iste bu bilim toplan­ tisinin bu dogrultuda katkida bulunarak bu degerlerin aydinlatilmasinda asil anlamini görüyorum.”

      Karadag’la ilgili binin üzerinde belge Osmanli Arsivinde arastirilmayi bekliyor Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanisma Vakfi’nm faaliyetlerinden bahseden RUTEV Baskam Maoi Sahin. Balkan ülkelerinde Türk Kültürünü arastir­ mak, belgelemek ve tanitmak amaciyla böyie b< r organizasyonla bilim adamlarim bulusturdugu içm Balkan Türkoloji Arastirmalar Merkezine tesekkür lerini iletti. Baskan Sahin, Türkiye’de Karadag la ilgili pek fazla arastirma eserinin olmadigini belirterek, Türkiye Cumhuriyeti’nin Basbakanlik Osmanli Arsivinde arastirmaya açik konularda binin üzerinde Karadag’la ilgili arsiv belgesinin arastirilmayi bekledigini vurguladi.

Bes seksiyonda toplam 53 teblig sunuldu

       Türkiye Cumhuriyeti ve Balkanlar. Tarih, Kültür Tarihi, Edebiyat, Dil ve Sanal Tarihi konulu bes seksiyonda toplam 53 teblig sunuldu..

       “TÜrkiye Curnhuriyeti ve Balkanlsr” konulu ger çeklesen ilk seksiyonda, Prof. Dr. Cengiz Hakov (Sofya)-“Yeni Yayinlanan Arsiv Belge’nri Isiginda Bulgar- Türk Iliskileri”; Prof. Dr. Gazmond Shpuza (Tiran)-“1931-1934 Yillarinda Arnavul-Türk Iliskileri”; Doç. Dr. Ibrahim Yalimov (Sofya}-“Atatürk Ulusçulugu ve Bulgaristan Türklerinin Etnik Bilincinin Gelismesi; Dr. irfan Ünver Nasrattinoglu (Ankara)-“Alatürk’ün Balkanlardan Kimi Esinmeleri”; Kalina Peeva (Sofya) -“Bakan Rujdi Aras’in 1925-1933 tarihleri arasinoa Bulgar-Yunan iliskilerinin iyilesmesi Yolunda Yaptigi Aracilik”; konulu tebliglerini sundular.

     Tarih seksiyonu, çerçevesinde. Prof. Dr Svetlozar Eldarov (Sofya)-“19. Asrin Sonu ve 20 Asrin Baslangicinda Osmanli imparatorlugunda Bulgar Uniyatligi”; Prof. Dr. Mete Tuncay (Istanbul)-“1912-1913 Balkan savaslari Üstüne’; Prof Dr. Corce Borozan (Cetinye)-“1920-1957 yillan arasinda Müslümanlarin Yugoslavya’dan Göçleri”: Prof. Dr. Rastislav Terziyoski (Üsküp)-“19.yy. sonu 20.yy ba sinda Makedonya’da Göç Süreçleri Üzer ine Rus Diplomasisi”; Dr. Maliç Osi (Prizren)-“Osmanli Türklerinin Balkanlara Gelmeden Önce Topraklarimizda Islam’in Belirmesi”; Mr. Halica Çar (Sarayova)-“Hercegnovi’nin Geçmisi 16. yy  . Mr. Yasmina Corceviç {Podgonça}-“l6. yy ilk yarisinda Draçavica’nin Islama Geçis Süreci”;   Mr Bedrettin Koro (Prizren)-“!! Mesrutiyetin ilan Edilmesine Ferzovik Toplantisinin Katkisi”; Mr. Slavko Bursanoviç (Podgoriça)-“Nik Hajdukoviç’m Anilarinda Türkiye ve Türkler”; Mr. Recep Sknyoiy

YANKILAR SÜRÜYOR

Kotor’da düzenlenen 3. Uluslararası Balkan Türkolojisi Sempozyumu’nun yankıları Karadağ’ın yanı sıra Bosna Hersek medyasında da yer aldı.

        BAL-TAM tarafindan 8 ile 12 Eylül tarihleri arasinda Karadag’in Kotor kentinde düzenlenen 3. Uluslararasi Balkan Türkolojisi Sempozyumu’nun bölge çapinda etkisi sürüyor. Balkanlarda Türkoloji ve söz konusu bilimsel konferansin yankilari konulu bir tartisma programi Saraybosna’daki Stüdyo 99’da Pazartesi aksami yayinlandi.

       Canli yayin programina Kosova’dan da Balkan Uluslararasi Türkoloji Sempozyumlarinin Baskani ve BAL-TAM Müdürü Tacida Hafiz katilarak, BAL-TAM’in organizasyonu, faaliyetleri ve sempozyumun hazirlanmasi konularinda bilgi verdi.  Bir saatlik canli yayina telefonla katilip yaklasik 15 dakikalik bir konusma yapan Tacida Hafiz, Türkoloji sempozyumlarinin Balkanlarda

       Türkoloji’ye katkilarinin çok büyük oldugunu kay detti. Programda özellikle Türkiye ile iliskiler konusunun ilgi çektigini belirten Hafiz, 3. Uluslararasi Türkoloji sempozyumunda, Türkiye’nin 80. kurulus yildönümü nedeniyle bu konuya ayri bir yer verildigini bildirdi.

    Sempozyumun Türkiye’nin Balkan ülkeleri ile iliskileri seksiyonunda, bu ülkenin kurucusu Atatürk’ün sayili dünya liderleri arasinda yer aldigi ve Balkan Birligi’ne deginen ilk lider oldugu sonucu vurgulandi.

    Tartismacilar arasinda Bosna Hersek’te görev yapan Karadag Misyon Sefi Profesör Novak Kilibarda, Bosna Hersek Devlet Müzesi Müdürü Profesör Cenana Buturoviç ve Saraybosna Felsefe Fakültesi Ögretim Üyesi Profesör Muhammed Neziroviç katildilar. Türkoloji sempozyumuna da katilan tartismacilar, televizyon programinda da Türkoloji konularini ele aldilar. Profesör Novak Kilibarda, Konferansin Karadag’da yapilmasinin kararlastirilmasindan dolayi BAL-TAM’a tüm Podgorica-Karadag adina tesekkür etti ve Karadag bilim çevreleri ile BAL­ TAM arasinda isbirliginin devam etmesini diledi.

     3. Uluslararasi Balkan Türkolojisi Sempozyumu, düzenlendigi tarihten itibaren Karadag medyasin da genis yer bularak bes gün boyunca gazete say falarinda ve radyo program­ larinda ele alinmisti. Sempozyumun yankilari bu programla Bosna Hersek’e de tasinmis oldu.

Balkan Türkolojisi Araştırmaları Merkezi ( BALTAM ) üçüncü sempozyumu Karadağ’ın Kotor kentinde düzenlendi

Kotor’da Balkan Sempozyumu Düzenlendi

     Balkan Türkolojisi Arastirmalari Merkezi’hin ilk toplantisi 4 yil önce Kuzey Kibris Türk Cumhuri yetinin Gazi Magosa kentinde yapildi. Orda alinan karar uyarin ca her yil degisik Balkan ülkelerinde uluslararasi düzeyde Türkoloji arastirmalari sempozyu mu düzenlenmesi kararlastirildi.

     Ilk sempozyum Prizren’de ikincisi Mostar’da üçüncüsü de bu yil Karadag’in Kotor kentinde düzenlendi, konuyla ilgili 70 teblig sunuldu.

 

             

     Balkan Türkolojisi Arastirmalari Merkezi’nin (BALTAM) ilk toplantisi 4 yil önce Kuzey Kibris Türk Cumhuriyeti’nin Gazi Magosa kentinde düzenlendi. Baskan görevine Kosova’dan Prof. Dr. Nimetullah Hafiz seçildi. Gazi Magosa düzenlenen toplantida alinan karar uyarinca her yil degisik Balkan ülkelerinde uluslararasi düzeyde Türkoloji arastirmalari sempozyumu düzenlenmesi karar-

Semp lastirildi. ilk sempozyum Prizren’de, ikincisi Mostar’da üçüncüsü de bu yil Karadag’in Kotor kentinde düzenlendi.

      Ana konusu Balkan Türkolojisi, Balkanlarda Türk Kültürü olan Kotor’da düzenlenen sempozyuma davet edilen 102 katilimcidan 70’i tebligleriyle katildi. Sempozyumda basta Türkiye Cumhuriyetinden olmak üzere Makedonya, Bulgaristan, Kosova, Sirbistan, Hirvatistan, Karadag, Bosna – Hersek, Arnavutluk, Kuzey Kibris T ürk Cumhuriyeti, Romanya’dan katilimcilar yer aldi.

    Kotor’da düzenlenen sempozyu ma BALTAM’-in Türkiye temsilcisi ve koordinasyon kurulu üyesi olan Dr. Irfan Ünver Nasrattinoglu da katildi. Sempozyum sonrasi Üsküp’te görüsme firsatini yakaladigimiz irfan Ünver Nasrattinoglu’ndan sempozyum, sunmus oldugu tebligi ve intibalariyla ilgili bilgi vermesini iste dik. Kotor’da düzenlenen Balkan Türkolojisi konulu sempozyum ve izlenimleri hakkinda iste kendisinin anlatt iklari söyle:

  “Kotor’da düzenlenen sem­ pozyum çalismalaa 4 gün sürdü. ,2, günümüz de Karadag’in özellikle   Osmanli döneminden kalan tarihi  ve sanat eserlerinin gezilmesi, ; bilgi alinmasiyla geçti. Bilindigi   üzere sempozyumun ana konusu   Balkan Türkolojisi, Balkanlarda  Türk Kültürüydü. Konuyla ilgili tüm j katilimcilar çok degerli tebligler sun dular. Özellikle de Karadag/dan çok j katilim oldu ve Karadagli bilim adamlari konuyla ilgili çok güzel tebligler sundular. Benim sunmus oldugum tebligin ana konusu Atatürk’ün Balkanlardan esin­ lenerek yaptigi isler. Biliyorsunuz Atatürk Balkan kökenli. Balkanlardan aldigi ilhamlarla Türkiye Cumhuriyetini kurduktan sonra yaptigi çok önemli etkinlikler var. Ben bunlara kisa kisa degindikten sonra asil isledigim konuya, kooperatifçilik konusuna girdim. Biliyorsunuz kooperatifçilik özel sektörle devlet sektörü arasindaki üçüncü sektör ve kalkinmada çok önemli bir sektör. Atatürk Türkiyede daha 1923’te Cumhuriyet kurulur kurulmaz yaptigi islerden birtanesi kooperatifçil igi tesvik etmekti. Ben tebligimde bu konuya degindim. Bu konu ilk defa bir bilimsel toplantida islendi. Sempozyum çok basarili geçti. Ben biliyorsunuz birçok ülkede sempozyumlara katildim. Bu sem pozyum tahminlerim üzerine basarili geçti. Tartisilan konularda genellikle Osmanlinin Balkanlarda biraktigi izlerin tartisilmasi seklinde oldu. Beni sevindiren unsur bazi Sirbistanli, Karadagli, Bosnali bilim adamlarinin Türklerle ilgili,  Atatürk’le ilgili çok güzel sözler söylemis olmalari oldu.” i Karadag ve Kotor’un tarihi ve i dogal güzelliklerinden çok etkilenen  konusmacimiz, duygularini dile getirirken ” Karadag’i beni sasirta çak kadar güzel buldum. Sahane  bir manzara, dogal güzellikler, pla jlar. Kotor’a gelince çok güzel bir  kent. Orada gözümüz, gönlümüz, yüregimiz doydu. Tabiata doydum, ye silin her tonuna doydum. Ayrica Kotordaki kaleyi gezdik, ordaki hem Osmanli eserleri hem Osmanli öncesi ve sonrasi eserler gezildi, görüldü. Ikinci gün otobüsle Çetinye’den baslayan bir gezi yap t ik. Yol üzerindeki iste Osmanlinin geldigi geç 09/29/2007 devletinin Konsolosluk binasini gördük “seklinde konustu.

    Kotor’da düzenlenen 3. BALTAM Uluslararasi Türkoloji Arastirmalari Sempozyumunun 4. toplantisinin ya Makedonya’da Ohri’de yada Romanya’da Köstence’de yapilmasi düsünülüyor.

L.Selman

BIZ VE DÜNYA

Dr. Ünver Irfan Nasrettinoglu

TÜRKOLOGLAR BU DEFA KARADAĞ’DA TOPLANDILAR

     Merkezi Kosova’nin Prizren kentinde bulunan Balkan T ürkoloji Arastirmalari Merkezi’nin bu yilki bilimsel toplantisi Karadag’in Kotor kentinde yapildi. Ilki 2001’de Prizren’de, ikincisi 2002’de Bosna’nin Mostar kentinde yapilan “Uluslar arasi Balkan Türkolojisi Sempozyumu” genis bir katilimla gerçeklestirildi.

Kotor’a Gidis

    Kisaca BAL-TAM olarak tanimlanan, Balkan Türkoloji Arastirmalari Merkezi, her yil bir Balkan Ülkesinde yapmayi kararlastirdigi Türkoloji Sempozyumlari için bu kez Karadag Cumhuriyeti’ni seçerken, bu ülkedeki Osmanli- Türk mührünü göstermeyi amaçlamisti. Zira, bu küçük Balkan Ülkesinin her yerinde, Ecdadimizin izlerini görmek mümkündü. Toplanti için seçilen Kotor ise, son derece ilginç bir turizm kentiydi. Bu kente ulasmak için çesitli yollar vardi. Belgrad üzerinden, iç hat uçusuyla Podgoritsa veya Tivat’a gelinebilir, buradan karayolu ile Kotor’a gidilebilirdi. Ya da benim yaptigim gibi, Üsküp’e gidilir; oradan karayolu ile ulasilabilirdi. Hatta Tiran’a uçulur; oradan karayolu ile Kotor’a varilabilirdi.

gitmisken, kimi kentlere de ugramayi; o arada Struga Siir Aksamlarini izle meyi; Arnavutluk’tan geçerek, Kotor’a ulasmayi tercih etmistim… Ankara’dan, Istanbul aktarmali Üsküp’e uçtum.

      Burada beni can dostum Dr.Senol Tahir ile, Strugali Folklorcu Züber Musai kar siladilar. Üsküp’te fazla kalmayip, Züber’in otomobili ile dogruca Struga’ya gittik. Geleneksel Struga Siir Aksamlari o gün baslamisti. Beograd Oteli’ne yerlestikten sonra, bu düzenlemenin yillardir sekreteryasini yürüten Razme Kumbaroski’yle görüserek, pro grami izlemeye basladim. Bu önemli düzenlemeyle ilgili gözlem ve izlenimlerimi ayri bir yazi da anlatacagim.

     Struga’da birkaç gün kaldiktan sonra Arnavutluk’tan benim için gelen Folklorcu dos tum Sadi Halili’nin Mercedes’i ile, O’nun yasadigi Librazhd (Libraj) kentine gittik. Libraj, Tiran ve Iskodra ile ilgili izlenimlerime de ayri bir yazida yer verecegim.

      Iskodra’da bindigim lüks minibüsle Ulçin ve Bari üzerinden Kotor’a ulasirken gördügüm doga manzaralari, tek kelimeyle muhtesemdi. Sag yanimda, görkemli kara daglar ve orman lar; sol yanimda ise Adriyatik Denizi; denizdeki adalar ve fiyordlar vardi…

     Türkologlar Kotor’un deniz kenarindaki Fiyord Otelinde kalacaklar; sempozyum çalismalari da burada yapilacakti.

Açilis Töreni

      Sempozyuma Karadag Hükümeti büyük önem verdi. Kültür Bakani Prof. Dr. Vesna Kilibarda ile Egitim ve Bilim Bakani Nikola Samardjiç’in yanisira Kotor Valisi, Açilis Törenine katilarak açis konusmasi yaptilar. Sempozyumu BAL-TAM Baskani Prof. Dr. Nimetullah Haf iz açti. Düzenleme Kurulu Baskani Prof.Dr.Tacide Hafiz’m yönettigi törende, BAL-TAM’in Balkan Ülkeleri temsilcileri de birer selamlama konusmasi yaptilar. Burada, Merkezin Türkiye temsilcisi olarak ben de konustum.

      Konusmalardan sonra kokteyl ve yemek verildi. Ögleden sonra da bildirilerin sunulmasi basladi. Türkiye’den Prof.Dr.Mete Tuncay, Do ç.Dr.Rasim Özyürek, Dr.Yasar Kalafat, Dr.Bayram Durbilmez, Prof.Dr.Nazim Hikmet Polat, Müjdat Kayayerli Yrd.Doç.Dr.Gönül Paçaci ve benim katildigim sempozyumda; KKTC’nden Harid Fedai ve Mahmut Islamoglu; Bulgaristan’dan Prof.Dr.Cengiz Hakov, Doç.Dr.Ibrahim Yalimov, Kalina Peeva, Prof.Dr.Svetlovar Eldarov, Dr.Orlin Sabev, Suzan Çakir, Doç.Dr.Yordanka Bibina, Ismail Çavusev ve Sabri Algöz;

Yunanistan’dan Rahmi Ali ve Mücahit Mümin; Arnavutluk’tan, Prof.Dr.Gazmend Shpuza ve Nazif Dokle; Karada g’dan Prof.Dr.Novak Kilibarda, Prof.Dr.Corce Borozan, Jasmina Djordjevic, Prof.Dr.Bojidar Sekularac, Slavko Bursanoviç, Adnan Pepiç, Prof.Dr.Serbo Rastoder, Mirijan Miljic, Dr.Dragana Kujoviç, Ak. Hüseyin Basiç, Prof.Dr.Vojislav P.Nikçeviç, Tatjana Koprivica ve Igbala Saboviç Keroviç; Sirbistan’dan Prof.Dr.Ljubodrag Dimiç, Doç.Dr.Vekoslav Teodosijevi ç, Prof.Dr. Mirjana Teodosijeviç ve Yrd.Doç.Dr.Mirjana Marinkoviç; Kosova’dan Dr.Mali ç Osi, Bedrettin Koro, Yahya Maznikar ve Prof.Alija Djogoviç; Rusya’dan Prof.Dr.Dimitrij Vasiljev; Makedonya’ dan Prof.Dr.Rastislav Terzijoski, Recep Skrijelj, Prof.Dr.Novica Veljanoski ve Fahri Kaya; Bosna-Hersek’ten; Prof.Dr.Cenana Buturoviç, Prof.Dr.Munib Maglajliç, Prof.Dr. Ömer Nakiçeviç, Senad Miçijeviç, Cemaludin Latiç, Dr.Ayse Softiç, Prof.Dr.Hasniye Muratagi ç Tuna, Doç.Dr. Kerima Filan, Neira Zaçinoviç, Alena Ramiç ve Yusuf Zaçinoviç, Çagdas Türkiye Cumhuriyeti’ nin Balkan Ülkeleri ile Iliskileri, Tarih ve Kültür Tarihi, Edebiyat, Dil ve Etnoloji konularinda bildiriler sundular. Dört gün araliksiz devam eden sempozyum çalismalari, sabah O9’dan, aksam 20.30’a kadar devam etti. Zira, sunulan bildiriler enine boyuna tartisildi. Benim bildirim, Cumhuriyetimizin kurulusunun 80.Yildönümüne adanan, “Atatürk’ün Balkan Ülkelerinden Esinlenerek Gerçeklestirdigi Devrimler” üzerine idi. Büyük Önder’in, Sofya’da Askeri Atase olarak görev yaptigi yillarda edindigi izlenimler le, Türk ekonomisini yönlendirdigine degindim ve örnekler verdim. Atatürk üzerine üç bildiri daha vardi. Benim konusmam üzerine söz alan Karadagli Prof.Dr.Novak Kilibarda, aynen sun­ lari söyledi: “Atatürk, dünyanin yetistirdigi çok büyük bir insandir. Keske sunulan bildirilerin hepsi de O’nunla ilgili olsaydi…”

Karadag’dan Izlenimler

      Yugoslavya Federasyonu Sirbistan, Hirvatistan,  Makedonya, Bosna-Hersek, Slovenya ve Karadag’dan olusuyordu. Sirbistan’ a bagli iki de Özerk Bölge vardi: Kosova ve Voyvodina… Tito’nun ölümünden sonra is basi na gelen fasist komünist yönetici-er, ülkenin dagilmasina yol açtilar. Sirbistan ve Karadag disindaki dört cumhuriyet Sirplar’la savasarak, mücadele ederek bagimsizliklarini ilan ettiler. Sirbistan ise, dagilan Yugoslavya’ nm mirasina konmak için, Karadag’la birlikte Yeni Yugoslavya adiyla yeni bir federasyon olustur du. Ancak Karadag’lar, bundan hosnut kalmadilar ve bu ülkede de bagimsizlik sesleri yükselmeye basladi. 600 bin nüfuslu bu küçük Balkan Ülkesinde yasayan insanlar, Sirplar’i sevmiyorlar. Federasyonun adi “Sirbistan- Karada g Cumhuriyeti” olarak degistirilmis de olsa, yakin bir gelecekte, dünya cografyasinda, bagimsiz bir Karadg’in yer almasi muhtemeldir. Ancak, halkin yarisinin bagimsi zlik yanlisi olmasina ragmen, diger yarisi buna karsi çikmakta; “biz yalniz nasil yasariz?” kuskusu içindedir. Ama Karadag, daha simdi den Avrupa Birligi’ne entegre olmaya baslamis bulunuyor. Bu ülkede kullanilan resmi para Euro ve Dinar geçerli degil. Oysa Sirplarin para birimi Dinar…

     Karadag nüfusunun büyük bir bölümü Slavlar’dan; yarisina yakin bir kismi da Arnavut ve Bosnak Müslümanlardan olusmaktadir. Bu nedenle Baskent Podgoritsa’dan ülkeyi yöne tenler, etnik dengeleri göz önünde tutuyorlar.

—-Bir gün Adriyatik Denizi’ndeki fiyordlarin en büyügü ve güzeli olan Bokakotorska’da motor gezintisi yaptik. Karadag’in, Adriyatik’teki 300 Kilometrelik sahil seridinde böyle dört kör fez bulunuyor. 1979 Tarihinde yasanan büyük depremden sonra UNESCO, Bölgedeki tarihi ve turistik yerleri koruma altina almis. Gezi esnasinda Mermer Kayasi adli bir adaya çikip, buradaki yapilari ve kiliseyi gördük.

KIBRIS Gazetesi

BALKAN TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİNİN KARADAĞ SEMPOZYUMU

   Balkan Türkoloji Arastirmalari Merkezi (BAL­ TAM) tarafindan düzenlenen, amaci Balkan Türkolojisi ile ilgili özgün bildirilerin sunulmasi ve bunlarin derlenip kitap halinde yayinlanmasi olan Uluslararasi Balkan Türkolojisi Sempozyumu’nun üçüncüsü 8-12 Eylül tarihlerinde Karadag Cumhuriyeti’nin Kotor (Boka Kotorska) kentinde düzenlendi.

KKTC’den arastirmaci- yazarlanmizdan Harid Fedai ve Mahmut Islâmoglu’nun da davetli olarak katildiklari sempozyuma, Karadag da dahil, 15 ülke toplam 102 bildiriyle katildi. Bunlar birer kisiyle Rusya ve Kirim, ikiser kisiyle Fransa, Yunanistan, Romanya ve KKTC; üçer kisiyle Arnavutluk ve Kosova, dörder kisiyle Makedonya ve Sirbistan, beser kisiyle Azerbaycan, on üçer kisiyle Bulgaristan ve Karadag, alti kisiyle Bosna-Hersek ve nihayet otuz bir kisiyle Türkiye idi.

      Sempozyuma katilan Harid Fedai gelismeleri söyle anlatiyor:

    “Sunulan bildirilerde agirlik, buralardaki Osmanli kültür kaliti üzerine toplanmakta olup bu kalitin günümüzdeki etkileri genis bir açidan ele alinip irdelendi, degerlendirildi. Osmanli dönemindeki Rumeli’de din ve dil farklarina karsin, dünyanin hiçbir yöresinde görülmeyen, esi bulunmayan dostluklar XVIII. yüzyildan itibaren Avrupa’daki büyük devletlerin etkisiyle zedelenmis, huzur ve güven bozulmustur.

      BAL-TAM’in genel baskani, merkezin kurulus nedenini su cümlelerle açiklamisti: “III. Uluslararasi Balkan Türkoloji Sempozyumu ‘nun amaçlari, önceki iki sempozyumda oldugu gibi bilim yoluyla birlestirici, olumlu; yikici degil, yapici, bilimsel sonuçlan ortaya atmakla Balkan halklari arasinda dostluk ve kardesligi güçlendirmeye çalismak; dolayisiyla insanliga ve dünya barisina katkida bulunmaktir. Balkanolojinin bir bölümü olan türkolojinin asil amaci da bu degil midir?

    Karadag bilim adamlari sempozyumda bildiri

sunulacak dillerden birinin de kendi dilleri olmasindan büyük mutluluk duymuslar ve ilk kez yer alan bu olgudan dolayi BAL-TAM ‘i tebrik etmislerdir. Bunlar arasinda  “Karadagli Kral Nikola’nin Siirlerinde Türklerin Kahramanliklari” adli bildirinin sahibi Prof. Dr. Novak Kilibarda da vardi

     Asagidaki cümleler Karadagli bilim adamlarinin oturumlarda yeri geldikçe söylediklerinden sadece birkaçidir: Atatürk’le ilgili tebligleri dinledim; çok hosuma gitti. Düsündüm ki Balkanlar’da Atatürk için niye bir sempozyum düzenlenmesin? n Osmanlilara tesekkür borçluyuz. Karadagli insanlarimizi ve milli kimligimizi korudu, Karadag’da daglar bizim, ovalar Osmanlilarin, kiyilar Italyanlarin idi. Kiskirtma olmasaydi daglara siginir miydik? Bu yerler bizi bulamayacaklari denli sarptir.

     Türkiye Cumhuriyeti kurulusunun 80.yildönümü dolayisiyla konuyla ilgili çalismalarin sürdürülmesi de sempozyumun kapsamina alinmisti.

     KKTC’den katilan iki kisiden biri olan Mahmut Islamoglu, Mühendishâne-i Berri-i Hümâyun tarafindan hazirlanan 1874 tarihli ve Latin harfli bir Kibris haritasinin tanitimini yapmistir.

     Harid Fedai’nin konusu ise Hikmet Afif Mapolar’in Piyeslerinde Izlekler ve Ortan Yanlar” idi. Mapoplar’in 1942-43 ve 45 yilarinda kaleme aldigi Mes’ale, Mu’cize ve Altin Sehir adli piyeslerinde, Mustafa Kemal Pasa önderligindeki Anadolu halkinin kurtulus savasindan kesitler sergilenmektedir.

      Konuklar, Kotor, Adriyatik kiyilarinda etrafi çok yüksek daglarla çevrili çok sirin bir sahil kentidir. Bu sahilde yer alan Fyord Oteli’nin pencerelerinden deniz-dag karisimi görüntüler essizdir. Çok sarp bir yamaca yaslanan kalenin kapisindan girildiginde daracik yollan nefis çaytaslari ile döseli, tas binalarla karsilasirsiniz. Binalarin hemen tümüne yakini elden geçirilmis, özgün durumlarina dönüstürülmüstür. Saat-basi çalan kilise çanlarinin esliginde halk cafelede oturmakta, gençler ise asiriliklara taskinliklara

 kaçmadan eglence yerlerinde kaçmadan eglence yerlerinde kizli-erkekli biralarini yudumlamaktadirlar. Iki üç katli evlerin bir ikisinde tiyatro oynanmasi da ilginçti. Bu yerlere isteyenler parasiz girebildigi gibi kendilerine bir kadeh sarap ile kum incir de ikram olunmaktadir.

    Limanda büyük bir yolcu gemisi vardi. Geminin her persembe turist getirdigini ögrendik. Geminin limanda demirlendigi bir haftalik sürede turistler gecelerini yine gemide geçirirlermis. Böylelikle de otel külfetinden kurtulmus oluyorlar.

    Sempozyumdan sonra son iki gün çevreyi tanitma gezilerine ayrilmisti. Bir gün gemiyle sahil seridi gezdirilmis, ertesi gün de çok sarp dag yollarindan otobüs ve minibüsle geçilerek baskent Çetince’ye gidilmis, oradaki tarihi yapilar, müzeler gezilmistir. Daha önce de, bu sempozyumun gerçeklesmesi için katkida bulunan Istanbul’daki Rumeli Türkleri Kültür ve Dayanisma Vakfi’nin sayin baskani ve üyeleriyle tanismak ve onlarla bir deniz gezisinde 4-5 saati birlikte geçirmek bizim için bir mutluluk vesilesi olmustu. Kökenleri olan Rumeli topraklarina yürekten bagliliklan yurt sevgisinin en çarpici ifadesiydi.

    Sempozyumun açilis törenine gelenler arasinda yerli protokol mensuplan da vardi. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin Belgrad Büyükelçiligimden kimsenin bulunmamasi gönül kirici idi. Siradan bahane ileri sürerek toplantiya katilmayip salt iyi dileklerde bulunma yazisiyla yetindiler.

    Programda bildirileri olanlar arasinda Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’nun bazi üst-kademe yöneticileri ile mensuplari da vardi. Onlar da hiçbir bilgi vermek ihtiyacini bile duymadan etkinlige katilmamislardi.

     Yine de her seye karsin sempozyumu basariya ulastiran BAL-TAM Genel Baskani Prof. Dr. Nimetullah Hafiz ile Düzenleme Kurulu Baskani Prof. Dr. Tacida Hafiz’i yürekten kutlar, emekleri sag olsun deriz.”

Harid Fedai

Побједа. петак 5, септембар. 2003

ТРЕЋИ МЕЂУНАРОДНИ СИМПОЗИЈУМ БАЛКАНСКЕ ТУРКОЛОГИЈЕ У КОТОРУ

Цивилизацијски развој народа Балкана

Котор, 4. септембра
Tpeh и међународни симпозијум балканске туркологи je биче одржан од 8. & 09/29/2007 84;бра у Котору, у организаци ји Балканског
центра за турколошка ис траживан ј а БАЛ -TAM, са
цједиштем у Призрену, а у
сарадњи са историјским
институтом Црне Горе. Тема симпозијума, који he окупити велики бpoj стручњака из свих земаља Балкана, те Турске, Pyc и je, Украјине,  Француске, Финске и Азербе јџ ана, би he „Уза ј амни утица ј и кул тура турског и осталих балканских народа у пре досманском, османском и постосманском периоду,,. Предвидено je да научни реферати на скупу буду из области истори]е, ист op и je уметности, ј езика, к њ и жевности и етнологи ј е, а измену осталих, излагаме: проф. др Сибел Туран, проф. др.Ценгиз Хаков, проф. др.Мустафа Мехмет, просз. др.Ст ј ан Андре ј ев

, проф. дl 09/29/2007 75; Димић , мр Jac мин a Ђор ђ еви ћ , проф.   др  Божидар  Шеку ларац, мр Славко Бурзано- ви ћ , проф. др Шербо Рас тодер, Мари]ан Ми љић , проф. др Мир ј ана Теодоси- ј еви ћ , Исмет Заатов, др Драгана Ку ј ови ћ , проф. др Пенка Данова, Лебиба На метак и други…

  Једина научна институци- ja ове врете на Балкану Бал-Там д ј елу ј е са цил љ ем да се обшье турколошког матери ј ала (као цв једочанства ства матери ј алне и дух 09/29/2007 0;уре, Koja je несум њ иво оставила дубоки траг у цивилизаци ј ском разво ј у свих народа Балкана) проучи, систематизира, об јави и пружи на увид цв јетској научно ј ј авности.

     Са цильем остварива њ а доприноса разво ј у балка нологи ј е уопште, а тиме и бо.ъем разуми ј ева њ у дру штвених   крета њ а   и  љ уди на овим просторима, пред ви ђ ено je да се симпози ј у ми сваке

 године одржава ј у у друго ј држави Балкана. Подс ј етимо, први скуп одржан je 2001. године у Призрену (Косово), а други прошле године у Мостару (БиХ). Оба симпози ј ума су била веома успешна…

   Тре ћ и Ме ђ ународни сим­ позиум балканске турко лoгиje би ћ е одржан под покровительством Мини­ стерства за културу и Ми нистерства npoc вјете и на уке Црне Горе, уз матери ј алну подршку Фонда за презентаци ј у Владе Републике Турске, РУТЕВ-а, Фондаци ј е за солидарност и културу Турака Румели je -Истанбул и Фондац ј е за разво ј турске културе- Истанбул.

P.M

 

 

 

 

Побједа. сриједа 10, септембар. 2003

ДРУГИ ДАН РАДА ТРЕЋЕГ МЕЂУНАРОДНОГ СИМПОЗИЈУМА БАЛКАНСКЕ ТУРКОЛОГИ ЈЕ У КОТОРУ

Модерна Турска И земље Балкана

Котор, 9. септембра – Радни дио Тре ћ ег ме ђ уна родног симпози ј ума бал канске туркологи]е, ко ј и се одржава под покрови те љ ством Министарства културе Црне Горе, у Ко тору почео ј е специ ј алном секци ј ом посветено ј одно скма модерне Турске са балканским зем љ ама, ко ј а ј е посебно уприличена за овогодиш њ и скуп поводом 80 година Републике Тур­ ске. Научници из Бугар ске, Турске, Македони ј е, Срби ј е и Албани ј е изниже­ ли су нове податке у економским, во ј ним и политичким односима Турске и зема љ а на Балкану, како оно ј у прошлости тако и у новом времену.

На прво ј с ј едници сек ци ј е из области опште истори ј е, ко ј им су прел ез едавали проф. др Дими три ј е

Васиљев и мр Ведреин Кого разматрано ј е више тема из османског периода ме ђ у ко ј има ј е посебно занимание побудио реферат проф.  др Мете Тунђај из Истанбула о бал канским ратовима од 1912. до 1913. Ј ер ј е изнио нову тезу о разлозима  по раза турске во ј ске под  бе чом. Проф. др Светозар Елдаров говорно ј е о улози бугарских уни ј ата у стварашу  бугарске  држа ве, односно бугарским уни ј атима у  Османско ј импери ј и  крајем 19. и по четком 20. ви ј ека. Мр.Ведреттин Коро се бавио допри носом Урошевачке скуп штине проглаше њ у II мешрути ј ета – устава, са нагласком на младотурски покрет.

Више истраживача ба вило се процесима емигра ци ј е у Македони ј и, Мусли мана из Ј утослави ј е, Чер кеза у западно ј Румели ј и.

Поподневна секци ј а посвечена је културној исто рији. Проф. др  Искендер Пала има реферат под на зивом „Котор и њ егова околина    ко ј у    ј е    видио Евли ј а Челеби ј а”, више аутора предочи ћ е тему Балкан, подруч ј е контака та изме ђ у цивилизаци ј а за ври ј еме Отоманске им пери ј е од 14. до почетка 20. ви ј ека, а проф. др Ерман Артун бави се утица ј ем турске и осталих  циви лизаци ј а на Балкану. Проф. др Шербо Растодер има реферат о исламском нас љ е ђ у у Црно ј Гори, а проф. др Ђенана Бутуро ви ћ о усмено ј истори ј и и бош њ ачком идентитету. Симпози ј ум с ј утра наста вља са радом, са истом  те матском облаш ћ у и наста в љ а са кшижевнош ћ у.

Л. Ђурови ћ

 

Побједа. четвртак 11, септембар. 2003

ТРЕЋИ МЕЂУНАРОДНИ СИМПОЗИЈУМ БАЛКАНСКЕ ТУРКОЛОЛОГИЈЕ

Ислам Турци И Бошњаци

     Котор, 10. септембра – Данаш њ и рад тре ћ ег ме ђ уна родног симпози ј ума балкан ске туркологи ј е у которском хотелу „Ф ј орд” наставак ј е ј учерашн њ е секци ј е посве ћ ене културно ј истори ј и. Др Ба ј рам Дурбилимез дао ј е кри тички осврт на научне рефе- рате из етнологи ј е са подруч ј а старе Ј угослави ј е презентираних у Турско ј . Сузан Ца кир из Културног центра у Софи ј и анализирала ј е интеркултурално и билингвално образова њ е у бугарским шко лама. Она ј е истакла знача ј првих сазна њ а о ј езику и принципа ко ј е треба пошто вати на првим корацима образовааа, прво уче њ а тур ског као матер њ ег, након тога бугарског званичног ј езика. У том контексту навела ј е креа- тивне облике рада, посебно сарада њ у наставника турског и бугарског ј езика, истичу ћ и као битан чинилац ванна ставне активности у ко ј има облик дискуси ј а на оба ј езика ј е ј една метода ко ј а да ј е од личне резултате. Сузан Ца кир ј е зак љ учила да ј е важно да матераи турски и званич ни Бугарски  формира ј у би лингвистичку ц ј елину, чи ј и модел се усгцешно прим ј е њ уј е у бугарском школству. Се на д Мичи ј еви ћ имао ј е реферат на тему „Халвети]е и халветизам”.

   Говоре ћ и о хал вети ј ама, ј едном од 12 дерви шких редова, Ми ћ и ј еви ћ ј е истакао да непознава њ е дово ди до погрешних предоцби о халвети ј ама халветизму и дервишима, прида ј у ћ и им мистичност.

       Четврта секци ј а, чи ј ом су првом с ј едницом преде ј едава ли проф. др Мете Тун ђ а ј и проф. др Ценгиз Хаков, бавио се к њ ижевнош ћ у. Проф. др Новак Килибарда сво ј рефе рат „Ислам, Турци и Бош њ а ци у поези ј и Николе I Петро ви ћ а” анализирао ј е држав нички, политички однос Ни­ коле I према исламу, Турци ма и   Бош њ ацима,   односно Муслиманима ко ј и су проду жени у н њ егово ј поези ј и с од говара ј у ћ ом тематиком. „Му слимане, на просторима Ј уго словенских зема љ а, Никола I као и њ егови претходници династи ј е Петрови ћ а, сматра интегралним чиниоцима Тур ске Царевине” и подс ј е ћ а да ј е у писаним прогласима ко ј е ј е Никола I саопштавао током тзв. Великог рата и то ком Балканских ратова, исламизоване Словене с простора на ко ј е ј е имао   ослобо дилачке претензи ј е, црногорски владар назива бра ћ ом мухамедовског закона. У балади „Женидба бега Лубови ћ а”, др Килибарда, поред осталог, каже „Суптил ни политичар и окретни

 сти хотворац, Никола I, прибрао ј е овом гцесмом поштова њ е од стране муслиманског жи в љ а ко ј и говори истим ј езиком ко ј и и он говори. Истом п ј есмом индиректно ј е узди гао и црногорски главарски сло ј и опоменуо скоро ј еви ћ е ко ј и су тако ђ е били изв ј есни у Црно ј Гори. Килибарда ј е на кра ј у сво ј е анализе оци ј енио да би „поези ј а к њ аза и кра љ а Николе”, о ко јој ј е би ла ри ј еч, била можда ум ј етнички усп ј ели ј а да ј е щесник ишао само за сво ј им ос ј е ћ а њ има. Али, њ ен истори ј ско- политички и универзално-ху манистички см ј ер огледа се у позитивним пос љ едицама тог политичког стихотворства. Наиме, данаш њ а мултиетнич ка и мултив ј ерска стварност Црне Горе, ко ј у можемо на звати хармоничном ако ј е упоредимо с неким балкан ским просторима, има сво ј праизвор у мудрости Скен дербега Црно ј еви ћ а, да по шту ј е државну претходност Црне Горе и сво ј данас текућ и извор у поези ј и Николе I. Поези ј а ко ј а ј е нами ј е њ ена ј еднако црногорским гра ђ а- нима Христовог и црногор ским гра ђ анима Мухамедовог закона. Симпозиум настав љ а рад.

Л. Ђурови ћ

 

Побједа. петак 12, септембар. 2003

ЗАВРШЕН ТРЕЋИ МЕЂУНАРОДНИ СИМПОЗИЈУМ БАЛКАНСКЕ ТУРКОЛОГИЈЕ

Стара Добра Европа

 

  Котор, 11. септембра – Тре ћ и ме ђ ународни симпозиум бал канске туркологи ј е, ко ј и ј е по чео 8. септембра у которском хотелу „Ф ј орд”, завршен ј е данас сеси ј ом посве ћ ено ј ум ј етности након чега ј е усли ј едило и званично затвара њ е. Тема симпози ј ума, ко ј и ј е окупи о преко 70 научника и стручњака из балканских зе ма љ а, Турске, Руси ј е и ј ош не колико држава, била ј е „Уза ј амни утица ј култура турског и осталих балканских народа у предосманском, османском и постосманском периоду”.

  Симпози ј ум ј е одржан под покровите љ ством Министар ства за културу и Министар ства просв ј ете Црне Горе, а у организаци ј и Балканског цен тра за турколошка истражи ва њ а Бал-Там, са С ј едиштем у Призрену, у сарад њ и са Исто ри ј ским институтом Црне Го ре.

  Покровите љ има, суорганиза торима и учесницима захва лио се директор проф. др Ни метуллах Хафиз. Сви радови би ћ е штампани у зборнику Бал-Там ‘ а.

         Учесници симпози ј ума с ј утра Не пос ј етити Цети њ е, Будву и ј ош неке градове у Црно ј Го р и

Л. Ђуровић

 
 

   Kotoru odrđžan III simp.  alkanske Turkologije

Naučnim istinama do zbližavanja Balkana

Simpozijum je okupio oko stotinak naucnih radnika iz 16 zemalja Balkana i šire koji su izlagali teme iz oblasti historije, kulturne historije, knjizevnosti, jezika, umjetnosti…

     Pod pokroviteljstvom Ministarstva Kulture i Ministarstva za prosvjetu i nauku Crne Gore, u organizaciji Centra za turkolo{ka istra`ivanja na Balkanu iz Prizrena (BALTAM) te saradnji sa Istorijskim Institutom Crne Gore, od 8. do 12. septembra u kotorskom hotelu “Fjord” odr`an je tre}i po redu Me|unarodni simpozijum Balkanske turkologije.

     Uz finansijsku podr{ku Fondacije za prezentaciju Vlade Republike Turske, Ruteva, fondacije za solidarnost i kulturu Turaka Rumelije i fondacije za razvoj turske kulture u Istanbulu, ovaj simpozijum okupio je stotinak nau~nih radnika iz 16 zemalja Balkana i {ire. Skupu su prisustvovali i Vesna Kilibarda, Ministar kulture Crne Gore, gradona~elnik Kotora Nikola Samard`i}, te predstavnik Vlade Crne Gore u BiH Novak Kilibarda.

    U uvodnoj rije~i na sve~anoj sjednici povodom po~etka rada simpozijuma profesor Nimetulah Hafiz, gen. sekretar Baltama i predsjednik Organizacionog odbora prisutnima je kazao da je cilj skupa da se obilje originalnog i izvornog materijala iz oblasti turkologije prou~i, sistematizira i prezentira svjetskoj nau~noj javnosti.

   – Simpozijum se odr`ava u vrijeme proslave 80 godina od formiranja moderne Turske, pa smo pored uobi~ajenih sekcija dodali i specijalnu sekciju sa temom – Odnosi moderne Turske republike i balkanskih zemalja. Kao i na prethodna dva nau~na skupa, u Prizrenu i Mostaru, dobra je prilika da se isprave neke gre{ke koje su pravljene u nau~nim krugovima, a koje su bile fatalne za skoro sve narode Balkana. Tenzije i ratovi u zadnjih deset godina su to najbolje potvrdili – istakao je profesor Hafiz, koji je napomenuo da su okvirne teme po koncepciji tradicionalne, tretiraju me|uuticaje Turske i zate~enih civilizacija na Balkanu u predosmanskom, osmanskom i poslijeosmanskom periodu. 

   – Ovaj skup istovremeno daje mogu}nost boljeg nau~nog razumijevanja i komuniciranja. Na osnovu prou~avanja izvornog materijala namjera nam je da do|emo do nau~nih istina koje bi mogle zbli`iti narode na ovim prostorima i pomo}i da ovaj svijet bude ljep{i – kazala je za “Alem” profesorica Tad`ida Zub~evi} – Hafiz, direktor Baltama i stalni predsjednik organizacionog komiteta Baltamovih me|unarodnih simpozijuma balkanske turkologije.

    Crnogorski ministar kulture Vesna Kilibarda u svom izlaganju je kazala da je dana{nja Crna Gora “jadranska kapija Balkana, prostora na kome su se vjekovima susretali Istok i Zapad i na kome se i danas neraskidivo ukr{taju tri velike civilizacije: hri{}anstvo, katoli~anstvo i islam”.

  – Hirovima historijske sudbine Crna Gora, nalaze}i se na prostorima sukoba i preplitanja uticaja velikih sila, bila je svjedok i sau~esnik kako bratskog su`ivota, tako i zagrljaja bliskih joj susjednih naroda – kazala je Kilibarda i dodala:

  – Vladika Petar II Petrovi} Njego{ kao dr`avnik imao je te`nju da Crnu Goru oslobodi predrasuda prema drugom i druga~ijem. Kao pjesnik je on prepoznao Crnu Goru izme|u dva svijeta; Stambola i Venecije.

    Pomo}nik ministra za prosvjetu i nauku Crne Gore Slobodanka Koprivica je u svom obra}anju rekla da se “razvoj crnogorskog dru{tva temelji na konkretnoj realnosti; na multietni~kom, multikulturnom i multikonfesionalnom, te da danas u crnogorskom dru{tvu postoji kriti~na energija koja }e afirmisati te vrijednosti”.

  – Mi imamo i obavezu da budu}im generacijama ostavimo kvalitetniji ambijent u zadovoljenju svih aspekata `ivota. I va{a istra`ivanja pokazuju da ti ljudi pozajmljuju civilizaciji svoju misao i kreativnu energiju, te se samo tako mo`e odgovoriti zahtjevu historijskih promjena – rekla je Koprivica.

    Direktor Istorijskog instituta Crne Gore \or|e Borozan je u svom izlaganju naveo da “balkanski prostor i narodi na njemu o~ekuju da }e mudrost nauke i pragmatizma politike uskladiti odnos prema pro{losti ma koliko ona tegobna bila”.

  – Osmanska a potom i turska vjerskopoliti~ka tradicija utkala se u sva historijska zbivanja naroda Mediterana, Balkana i Podunavlja. Sa dubokim tragovima u svim sferama osmansko-turska ba{tina u vi{eslojnoj civilizaciji paganskog i hri{}anskog Balkana dio je svojevrsnog sekretizma – istakao je Borozan.

 

   Prof. dr. Nimetullah Hafiz, generalni sekretar Baltama je naveo da je cilj skupa da se turkolozi ne samo Balkana ve} i svijeta okupe i svojim nau~nim prilozima dokumentovano izlo`e doga|aje iz perioda osmanske vladavine.

  – Poluistine i, ~ak, izmi{ljeni doga|aji dovodili su do zategnutosti pa i sukoba naroda na Balkanu. Na{a je `elja mir i razumijevanje – podvukao je profesor Hafiz.

Nau~nici iz cijelog svijeta

   Jedina nau~na institucija koja se bavi turkolo{kim istra`ivanjima na Balkanu, Baltam, na ovom simpozijumu u Kotoru okupila je nau~ne radnike iz skoro svih balkanskih zemalja. Stru~njaci iz pojednih nau~nih oblasti iz Turske, Bugarske, Makedonije, Rusije, Kipra, Azerbejd`ana, Bosne i Hercegovine, Srbije i Crne Gore, Albanije i drugih zemalja imali su prilike da svoje radove prezentuju na  turskom i ju`noslavenskim jezicima. Zanimljivo je pomenuti da je jedan od jezika simpozijuma bio i crnogorski. Me|u u~esnicima sa Kosova svojim nau~nim prilozima predstavili su se Maliq Osi, Alija D`ogovi}, Bedrettin Koro i Jahja Maznikar, dok iz Albanije kulturni radnik iz Kuksa Nazif Dokle.

   Simpozijum je radio plenarno i u sekcijama, dok je glavna tema bila “Uzajamni uticaji kulture turskog i ostalih balkanskih naroda u predosmanskom, osmanskom i poslijeosmanskom periodu”, dok su nau~ni referati bili iz oblasti historije, historije umjetnosti, jezika, knji`evnosti, etnologije…

   U~esnici simpozijuma su svojim materijalima i obiljem gra|e sa osvrtom na pro{lost ali i sada{njost iznijeli su mno{tvo nau~nih novina u ekonomskim, vojnim i politi~kim odnosima Turske i zemalja na Balkanu. Na prvoj sekciji iz oblasti op{te historije razmatrano je vi{e tema iz osmanskog perioda, me|u kojima je posebnu pa`nju posjetilaca pobudio referat prof. dr. Mete Tuncay iz Istanbula, koji je govorio o razlozima poraza turske vojske u balkanskim ratovima, od 1912. do 1913. godine.

   Mr. Bedrettin Koro iz Prizrena govorio je o doprinosu Uro{eva~ke skup{tine u progla{enju II me{urijeta (ustava), sa naglaskom na mladoturski pokret. Drugi u~esnik iz Prizrena, dr. Maliq Osi iznio je rad pod naslovom “Pojava islama u na{im krajevima prije dolaska Osmanlija na Balkan”, gdje je iznio podatke o prodoru nekih turskih plemena jo{ u XIII stolje}u. Na skupu se temom “Kulturni `ivot Srba u Prizrenu u periodu osmanske vladavine do 1912. godine” predstavio i profesor Vekoslav Stankovi}, ispred Ni{kog Univerziteta.

   Direktor Orijentalnog Instituta Ruske akademije nauka i umjetnosti profesor Dmitri Vasiljev u svom referatu je govorio o Balkanu kao podru~ju kontakata izme|u civilazija u vrijeme Osmanske imperije od XIV do po~etka XX vijeka.

  Vi{e istra`iva~a bavilo se procesima iseljavanja balkanskih naroda, posebno Bo{njaka, Albanaca i Turaka iz Bosne, Albanije, Makedonije. Mr. Red`ep [krijelj iz Novog Pazara je govorio o procesima iseljavanja ^erkeza sa prostora Kosova prema zapadnoj Rumeliji.

    O odnosima Turske i Albanije u periodu od 1931. do 1934. godine govorio je profeor Gazmend Shpuza iz Tirane.

    Direktor Zemaljskog muzeja BiH \enana Buturovi} obratila se skupu sa temom o usmenoj historiji i bo{nja~kom identitetu, dok ugledni profesor Romanistike iz Sarajeva Muhamed Nezirovi} govorio je o bosan~ici, odnosno, tzv. “`enskom pismu” koje se koristilo u Bosni.

    Na skupu su iz oblasti bosanskog jezika, knji`evnosti i publicistike svojim radovima su se predstavili Munib Maglajli} i Hasnija Muratagi} – Tuna. Oni su govorili o uticaju rije~i iz osmanskog perioda koje se i danas koriste u standardnom jeziku, te njihovom uticaju na usmeno stvarala{tvo Bo{njaka BiH.

   O “Helvetijama i Helvetizmu” govorio je Senad Mi~ijevi} iz Muzeja u Mostaru, dok o zloupotrebi pisane rije~i u novinarstvu i njenog uticaja na raspirivanju me|uanacionalne netrpeljivosti govorio je publicista Fehim Kajevi} iz Novog Pazara, koji `ivi i radi u Sarajevu.

   Posebnu pa`nju je privukla profesorica Mirjana Teodosijevi} iz Beograda, koja se prestavila radom “Zna~aj upotrebe turskog jezika u srpsko-turskim odnosima”.

   Prema mnogima, otkri}e simpozijuma u Kotoru je bio Nazif Dokle kome je potpisnik ovih redova imao ~ast da sa albanskog na bosanskom prevede njegov rad “Tragovi bogumila na podru~ju Gore”. Ovaj rad je izazvao interesovanje nau~nih radnika i zbog nekih elemenata kod torbe{a, kako drugi pe`orativno nazivaju ovu nealbansku populaciju u okru`enju Kuksa, vezanim za njihovo bogumilsko u~enje te likovnim tragovima na nekim predmetima koje su prestavljeni na skupu.

   Dokle u svom radu izme|u ostalog ka`e “da su torbe{i jedno od imena za posljednje bogumile na podru~ju Balkana”. Nakon toga se za rije~ javio profesor Nezirovi}, ~iji su potomci iz Borja kod Kuksa, koji je rekao da “argumente koje je iznio gospodin Dokle su klju~ za mnoge nepoznanice koje mogu da poslu`e daljnim istra`ivanjima historije Evrope”.

   Veliku pa`nju prisutnih, tako|er, privuklo je i predavanje arhitekte iz Podgorice Igbale [abovi} – Kerovi}, koja je govorila o  “Uticaju osmanske arhitekture na gradnju gradskog tkiva Podgorice

– Stare Varo{i”.

   Da skup protekne u najboljem redu potrudili su se Neira Za~inovi}, Adnan Pepi} i Alena Rami}  koji su prevodili sa turskog i bosanskog, i obratno.

   Na kraju simpozijuma koji je pobudio veliko interesovanje crnogorske ali i {ire javnosti, prisutnim gostima su se zahvalili Tad`ida Zub~evi} – Hafiz, Nimetullah Hafiz i Novak Kilibarda uz jedinstvenu ocjenu da je ovaj simpozijum u Kotoru bio izme|u ostalog i veliki znak pomirenja naroda na Balkanu.

   Posljednji dan dru`enja je iskori{}en za posjetu starog Cetinja, nekada{nje prijestonice Crne Gore te razgledavanju kulturno-historijskih spomenika ovog starog grada. Valja ista}i i veliku gostoprimljivost grada Kotora i osoblja hotela “Fjord”, koje se potrudilo da se gosti simpozijuma osje}aju prijatno uz neizbje`ni ambijent mora i pejza`a prelijepog zaljeva Boke Kotorske.

 

Novak Kilibarda, predstavnik Vlade CG u BiH

Simpozijum – kulturolo{ki doga|aj

   Profesor Novak Kilibarda, predstavnik Vlade Crne Gore u BiH i izlaga~ teme “Islam, Turci i Bo{njaci u poeziji Nikole I Petrovi}a”, govore}i o zna~aju skupa kazao je da se radi o “va`nom skupu u kulturolo{kom smislu zna~ajnom za multinacionalnu i multikonfesionalnu harmonizaciju Crne Gore”.

  – Nikada ne treba zaboraviti da je drugi narod po brojnosti muslimanski, odnosno bo{nja~ki narod i da oni velikim dijelom svog nacionalnog bi}a pripadaju mo}noj osmanskoj kulturi. Ovo je ujedno i opomena da ovakve simpozijume treba odr`avati u Crnoj Gori jer je ona kroz historiju bila plato gdje su se uk{tavale sve velike religije i kulture. Na`alost, ~esto se historija predavala jednostrano, ~esto su te imperije bile u sukobima sa na{im domicilnim stanovni{tvom, ali kultura nekad ne pita za ratove. Recimo, islamska kultura se mo}no integrisala na razne na~ine u na{ `ivot, u svakodnevni rje~nik izra`avanja, umjetnosti… Da bismo izbili politikantima, nacionalistima i posebno klerikalistima, koji petljaju ruke tamo gdje nije njihovo, tamo gdje zava|aju narode, treba sve {to se u pro{losti doga|alo tuma~iti sa jednog kulturnog i civilizacijog ugla – podvukao je Novak Kilibarda.

 

Tad`ida Zub~evi} – Hafiz, direktor Baltama iz Prizrena

Balkan nije onakav kakvog ga `eli prikazati Evropa

    Na zatvaranju simpozijuma Tad`ida Zub~evi} – Hafiz, iznijela je motive koji su bili presudni da se formira centar koji }e se baviti turkolo{kim istra`ivanjima na Balkanu.

   – Nakon kongresa histori~ara u Turskoj na kojem smo prisustvovali ja i moj suprug, bili smo pozvani na koncert turske narodne muzike. Iako sam se tada opirala mom odlasku jer sam mislila da }e to biti ne{to {to mi se ba{ mnogo ne svi|a. Ali sam ipak morala oti}i. Nisam se pokajala. Ulaze}i u salu na velikom platnu razapetom iznad scene re|ale su se `ive slike iz visokih planinskih predjela u kojima `ive Oguzi. Slike bijelih konja, prekrasnih zelenih prostranstava i veselih ljudi pokrivala je predivna muzika koja mi se u~inila suvi{e poznatom. Bilo je tu nekih akorda koje sam dobro od ranije znala a koja su me vratila u moju postojbinu. Odjednom sam shvatila koliko smo u stvari sli~ni u jednom segmentu `ivota, u muzici. To sje}anje na taj doga|aj me je, u stvari, natjeralo na razmi{ljanje da ima puno sli~nog me|u ljudima Balkana i turske civilizacije. U povratku u Prizren podstaknuta tim do`ivljajem zajedno sa mojim suprugom formirali smo instituciju koja }e pronalaziti niti koje spajaju balkanske narode sa turskom civilizacijom. Mogu da ka`em, nakon svega, da Balkan nije onakav kakav ga `eli prikazati svijetu Evropa. Nije ni bure baruta. Najgore je to {to su sami Balkanci po~eli u to da vjeruju. Ono {to mi `elimo je da vratimo balkanskom ~ovjeku samopo{tovanje i vjeru u samoga sebe. Dakle, da on ponovo postane ono {to je uvijek bio – zdrav genetski elemenat kojeg svi `ele. Balkan ima du{u i treba je sa~uvati. To je na{a obaveza. Na{a dru`enja, najprije u Prizrenu, pa Mostaru i najzad u Kotoru upravo pokazuju da smo mi jedna velika porodica – kazala je Zub~evi} – Hafiz.

Mustafa Balje